Altıncı Uluslararası İstanbul Satranç Festivali satranç turnuvası Cuma günü yapılan 9.tur maçları ile sonuçlandı. Geçen sene Türk vatandaşlığına geçen Büyükusta Mikhael Gurevich 8 puanla yenilmeden şampiyonluğunu ilan etti. 450 sporcunun katıldığı turnuvaya ben de eski bir satranç sporcusu olarak iştirak ettim ve 17 yıl aradan sonra resmi turnuva heyecanını yeniden yaşamış oldum.
Dokuz turda dörtbuçuk puan alarak tamamladığım turnuvadan genel izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle son zamanlarda çalışmalarını uzaktan izlediğimiz Türkiye Satranç Federasyonu nun da içinde olduğu bir etkinliği ilk defa hem de sporcu olarak izleme fırsatı buldum. İzlenimlerimi iki başlık altında toplamak gerekiyor.
Birinci başlık organizasyon ve fiziki şartlar olacak. Organizasyonun yapılması için seçilen mekan Feshane binası uygun bir yer olmasına rağmen, binada turnuva süresince devam eden tadilat çalışmaları ve bu çalışmaların Ramazan a yetiştirilmesi için durmadan devam etmesi, arka planda makina ve balyoz sesleri ile bir uluslararası satranç turnuvasının yapılabildiğini bize gösterdi. Seslerin kesilmesi konusunda sporcu olarak hakemlere durumu ilettiğimde başlarını olumsuz olarak sallamaları dışında birşey yapamadılar. Pazar gününe denk gelen dördüncü turda, Feshane binasının bahçesinde yapılan düğün, yüksek sesle müzik yayını yapılması, birde havai fişek atılması ile festival bir karnaval havasına büründü. Daha önceki yazılarımızda belirttiğim satrancın kültürümüzde yerinin olmadığı ve TSF nin bu kültürel değişim için zamana ihtiyacı olduğu yönündeki tespitlerimiz doğrulanmış oldu.
Tadilat dolayısı ile olsa gerek yakındaki tuvaletlerin kapalı olması yüzünden her maçta bir saat otuz dakika olan toplam zamanın her maçta on onbeş dakikasını tuvalete harcamam gerekti, diğer sporcular ne durumdaydı bilemiyorum. Özellikle zaman sıkışması yaşanan son dakikalarda bu durum, maçın sonucunu etkileyen önemli bir faktör haline geldi.
İkinci başlığımız turnuvanın kalitesi, oyunların güzelliği ile ilgili olacak. Turnuva, Türkiye Şampiyonası'nın çok üstünde zorlu bir turnuvaydı. Çocuk ve genç, kızlı erkekli sporcu sayısı ve oyunlarındaki kalite beni ilerisi için ümitlendirdi. Fakat yine de dünya çapında satranççı çıkarmak için en az beş sene beklememiz gerektiğinide doğrudan gözlemleme fırsatı bulmuş oldum. Turnuva boyunca ilk oniki masadaki oyunların internetten canlı verilmesi güzel olmuşsa da turnuvaya katılan birisi olarak aynı imkanın sporcu yada seyirci olarak salonda bulunanlardan esirgenmesini anlayamadım. Masalara çoğu kez uzaktan bakmak zorunda kaldığımız için özellikle önemli maçlarda salonda uygun bir yere, belki bir odaya, büyük bir ekrana oynanan maçın verilmesi çok hoş olurdu.
Turnuvada, ODTÜ öğrencisi olan, Tamer Tarık Selbes in ilk IM normunu 2516 ELO performansı göstererek alması bizleri sevindirdi. Gelecek aylarda birçok sporcumuzun bu normları alacağını göreceğiz, şaşırmayın.
Gönül isterki seneye turnuvanın ödülleri daha cazip kılınsın ve çok daha üst düzey oyuncuların katılımı teşfik edilsin. Bu turnuvalar gençlerimize verilen önemli birer fırsattır. Organizasyonda emeği geçenleri kutluyor, seneye daha iyi planlanmış bir yer ve zamanda yapılmasını diliyorum.