Satranca küçük yaşlarda başlayamadım. Ortaokul sona giderken 14 yaşında öğrendim. Kısa sürede ilerlettim.
İstanbul sahaflar çarşısının altını üstüne getirip zar zor iki satranç kitabı bulduktan sonra ciddi olarak satranca vakit ayırdım. Çevremde az sayıda insanın bilmesinden dolayı bir süre sonra kendime rakip bulamaz olmuştum ve lisenin ilk yılında Matematik öğretmenimiz Burhan Çembertaş ın büyük gayretleri ile düzenlenen okul şampiyonasında birinci oldum. İstanbul liseler arası satranç şampiyonasının düzenlendiği Galatasaray Lisesi ne şampiyonaya katılmak için gittiğimizde, yakın olduğu için İstanbul Satranç Derneğine götüren hocam sayesinde düzenli olarak derneğe gitmeye ve oradaki çeşitli kuvvetteki oyuncularla oynamaya başladım. Hiç antrenörüm olmadı, bir maçımı benden daha iyi bilen birisi ile analiz yapmak büyük bir lükstü. Daha sonra devam ettiğim satranç sporculuğumda üniversitenin ilk yıllında yapılan Türkiye Gençler Satranç Şampiyonası'na katıldım ve ilk onikiye girdim ve ardından en iyi onikiler turnuvasına çağrıldım. Üniversitedeki sınavlarım ile aynı zamanlara denk geldiği için turnuvaya katılamadım ve daha sonra yavaş yavaş heyecanım söndü ve satranç camiasından uzaklaştım. O yıllarda profesyonel olarak satrançtan hayatını kazanmak imkansız görünüyordu.
Satranç ile dolu o yıllarımda, Nevzat Süer Ağabey imizin Cumhuriyet Gazatesi'nde ki Pazar ekinde yazdığı Satranç köşesi için Cumhuriyet alıyordum. Kestiğim bazı yazılarını hala saklıyorum. Bazen sakladığım yazıları içine koyduğum kitabı elime aldığımda, kesip sakladığım ilginç haberler gözüme çarpıyor. Geçen gün yine elime geçti, şöyle bir göz attım. MEGSB (Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı) Türkiye Birincilikleri ile ilgili yazısında dereceye giren oyuncuların isimlerini veriyor. Tarih 14/6/1986. Ortaokullar, liseler ve üniversiteler kategorilerinde yapılan turnuvanın ilk turunu MEGSB Müsteşar Yardımcısı'nın izlediği ve bir oyunda terkeden bir öğrenciye " 'Niye erken bıraktın? Ben olsam sürdürür, şöyle oynardım' deyince satranç bildiği sevindirici biçimde ortaya çıktı" diyor rahmetli Nevzat Süer. Nereden nereye ...
Şimdilerde bilgisayar ve internetin çok büyük katkısını da alan Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) sporcu sayısı olarak ikinci büyük federasyon olduklarını ilan etti. Benim gibi satrancı bir şekilde öğrenmiş fakat kendine rakip bulamayan bir kişi, şimdilerde internetteki birçok sitede her kuvvetteki oyunculara karşı satranç oynayabiliyor. Ayrıca, TSF nin düzenlediği ve gurur kaynağımız turnuvalar ile turnuva organizasyonunda dünyada bir numara olmuş durumdayız. Özellikle güneyde kış aylarında bomboş olan
beşyıldızlı tatil köylerimizin hem konforlu bir turnuva ortamı hem de sporcular ve aileleri için bir tatil fırsatı olması sağlandı. Ayrıca elde edilen gelirler federasyona kaynak olmaya başladı.
Aynı başarıyı oyuncu kalitesinde de elde etmek için okullarda satrancın seçmeli ders olarak okutulması yolunda gösterilen gayretler bu sene meyvesini verdi ve yüzbinlerce öğrenci okulda satranç ile tanıştı. Tabii, öğretmen açığı başlarda derslerin kalitesini düşürsede sürekli açılan öğretmen ve antrenör kursları ile bu açık hızla kapatılma yolunda. Rusya devlet başkanı Viladimir Putin ve Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) başkanı Kirsan Ilyumzhinov'un övgü ile bahsettiği bu gelişmeler, devletimizin özellikle Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve GSGM Müdürü Mehmet Atalay'ın desteği ile oluyor. Şu sıralar Antalya'da FIDE toplantısı yapılıyor ve dünya satrancının en üst düzey yöneticilerini ağırlıyoruz.
TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı nın etkili girişimleri ve kişisel becerileri, federasyonun FIDE içindeki etkinliğini de olağan üstü arttırmış durumda ve bu toplantı sonrası yapılan açıklamada 2008 Dünya Gençler Şampiyonası'nın Türkiye de yapılacağı duyuruldu. Ayrıca, Satranç ligimizde dışarıdan çok kuvvetli oyuncular oynuyorlar ve takımlarda genç oyuncu oynatmak zorunlu. Birçok muhalefete rağmen Federasyon doğru yolda ilerlemeye ve başarmak için gerekenleri yapmaya devam ediyor. Satranç gibi teknik bir branşta başarının yavaş gelmesi doğaldır.
Gençlerin yetişmesi ve 15 yaşında büyük usta olan rakip oyuncularla baş edebilmeleri kolay olmayacak. Bunu son yapılan Corus Satranç turnuvasında Fransızların ümit vadeden oyuncusu 16 yaşındaki büyük ustası Maxime Vachier-Lagrave e Türkiye doğumlu tek büyükustamız Suat Atalık ın kaybetmesi ile bir daha gördük.
Dünyada düzenlenen yaş grupları turnuvaları daha çok gelir elde etme amacı taşırlar ve buralarda derece almak bizleri mutlu etsede gerçek başarı göstergesi dünya gençler şampiyonasıdır. Böyle bir şampiyonada ilk ona girebilecek derecede gençler yetiştirdiğimizde gerçekten büyük yol kat etmiş olacağız. İkinci adımda ilk üçte olmak var tabii. Bu başarılar gelirse ancak o zaman büyüklerde Olimpiyat yada dünya şampiyonalarında başarılar beklememiz mantıklı olacaktır. Ayaklarımızı yere basmalı fakat gözlerimiz ufukta olmalı.
Suat Atalık ın uzun yıllar önce Üniversite öğrencisi olduğu yıllardı, ümit vadeden sporcularımızdandı. Satrançtan olsa gerek okulu uzamıştı. Çok ciddi fedekarlıklar yaptığını tahmin edebiliyorum. Türkiye den çıkan ilk ve tek büyük usta olmak, dünya sıralamasında ilk yüze girebilme başarısını göstermek, gerçekten onun kuşağı için şimdi dünya şampiyonu olmaktan farksızdı. Ondan daha büyük başarılarda bekliyoruz ama biliyoruzki satrancın devlerine karşı yeni devler gerekiyor. Bu yeni devler Antalya da 2007 Türkiye Yaş Grupları Seçmeleri nde bir araya geldiler. Buna seviniyoruz ve federasyona gayretleri için teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte ufak bir eleştiride bulunmak istiyoruz. Satranç çok çalışma gerektiren ama her sporda olduğu gibi özünde yetenek olan
bir branş. Türkiye nin içinde bulunduğu ekonomik durum düşünüldüğünde yetenekli ama parasız yüzbinlerce çocuğumuz istese ve gerçekten yetenekli olsa bile bu turnuvalara katılamaz. Acaba federasyon yetenekli çocuklarımız için bir çalışma yapıyor mu? Federasyonun resmi sitesinden takip ettiğimiz kadarı ile böyle bir çalışma yok.
Dilerizki TSF yaptığı bunca başarılı işleri, eğer yok ise, bir çalışma ile taçlandırır ve gerçek yeteneklerin mücadelesi sonucunda Dünya şampiyonluğumuzu on ila onbeş yıl içinde görmek nasip olur.
Böyle bir düşünce rüya mı? Öyle ise ben şimdiden görmeye başladım bile ...