Bir çok sportif başarı "Herşey bir tesadüfle başladı ... " diye anlatılır. Çok az başarımız
tesadüfe yer olmayan, sistemli, programlı bir çalışma programı, emek harcanan yılların sonunda geliyor. Bunun sonucunda tekrarlanmayan başarılar, saman alevi gibi parlamalar bizlere yalancı
sevinçler yaşatıyor.
Bu o kadar alışılmış bir durumki arada gerçekten çıkan istisnalar, uzun yıllar emek harcanarak, sistemli bir çalışmanın ürünü başarılar bizleri şaşırtıyor. "İşte bu sefer başaramayacak ..." düşüncesi "başaracak ..." düşüncesinden daha ağır basıyor. Günlük yaşamda kendine güvenen, hata yaptığı zaman, bunu bir öğretici, geriye düştüğü zaman bunu bir gelişmeye çağrı, başarısızlığa uğradığı zaman bunu başarıya giden yolda bir meydan okuma olarak algılayan nesiller yetiştirebiliyor muyuz?
Uzun zaman, spor branşlarında ferdi ve takım yarışmalarında başarılı olmanın önemli olduğu söylendi. Ferdi başarı kolay, tesadüfi, takım yarışmaları ise organizasyon, uyum ve birlikte uzun çalışma demekti. Bu yüzden takım yarışlarında uzun dönem başarı gösterememek bizlere hep birlikte çalışamadığımızı söyledi. Nihayet son yıllarda gelen takım başarıları bizleri mutlu etti, biz de toplum olarak sadece ferdi değil, takım olarak da başarıyorduk. Toplum olarak önemli bir yol katetmiştik. Sonra yanıldığımızı anladık. Hiç bir takımımız uluslar arası karşılaşmalarda yıllara yayılan bir istikrarlı başarıyı yakalayamadı. Bu kişilerin suçu muydu? Bizlere tesadüfün, o andaki motivasyonun, o anlık uyumun sürekliliği konusunda kimse bilgi vermedi. Başarmak arkası gelince güzelleşen, arkası kesildiğinde burukluk yaratan bir tat...
Bize iyi olmanın tekniğini anlatanlar, iyi olmanın teknolojisinden bahsetmediler. Bir Afrikalının uzun mesafe yarışlarında birinci olması bizleri şaşırtmıyorken, aynı afrikalı neden kısa mesafede yok, disk atmada yok, cirittede yok diye merak etmedik. Az gelişmiş toplumların ciriti daha iyi atacağını düşünüyor insan oysaki. Peki neden satrançta takım başarımız yok, eskrimde, cimnastikte, yüzmede ...
Herşey imkan meselesi ise imkansızlıkta Olimpiyat üçüncüsü olan çekiççimiz şimdi son iki yılda bütün iyi imkanlara ve iyi yabancı hocaya rağmen neden eski derecelerine yaklaşamıyor. Teknoloji ve bilim bunun cevabı ... Başarının o anki ruh durumu, kondisyon ve anlık motivasyona bağlı olduğu bir başarıyı ileriye taşımanın kolaylığını düşündük ki çok yanıldık. Birisinin zirvede kalmanın zorluğundan bahsetmesi gerekirdi. Süreyya Ayhan ın önceleri "tavşan"lık yaptığını sanmıştık ilk başarılarında hepimiz şaşırmıştık. Sonra büyük atlet oldu, başarı devamlı olacak mıydı? İçimizden birses "olmayacak" diyordu. Olmadıda ... İçimizde buna sevinenler bile oldu. Başarılı olmanın bir dağın tepesine çıkmak kadar zor olduğunu, fakat zirvede kalmanın çok daha zor olduğunu öğretmediler bize ...
Herşey çok zor şimdi ... Her sporcu başarılı olmak için çok çalışıyor, çok ümit besliyor. Artık üniversite sınavına girmek, bir yarışa hazırlanmaktan daha zor değil. Rekabet üst seviyede ve teknolojiyi biz hala bir cep telefonu yada beyaz eşya, olmadı bir arabanın sağladığı lüks sanıyoruz.
Teknik branşların hemen hemen hiç birinde yokuz. Tesadüf yada o anki motivasyon ile kazanılabilecek branşlar değil bunlar. Yüzmede tesadüfen yada iyi motivasyon ve "gazla" şampiyon olan bir yüzücü gördünüz mü, ben görmedim. Cimnastikçi hiç görmedim. Satranççı, kayakçı, yüksek atlamacı ... Bizde yanlış olarak şampiyon olana yardım ve mükafatlar verme alışkanlığı var. Oysaki bir branşta 100 kez şampiyon olduktan sonra 101 inci şampiyonluktan daha değerli değil mi, hiç derecemizin olmadığı bir branşta ilk ona girmek. Daha büyük ödül vermek gerekmez mi?
Ayrıca başarı tek kriter mi? "Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim" diyordu Atamız. Fakat, dürüst bir dünyada yaşamıyoruz. Sporda başarı para kazanmak demek. Bundan dolayı hiç akla gelmeyen yöntemlerle sporcular başarılı olmaya, menfaat sağlamaya çalışıyorlar. Yapılmayan bir turnuva sonucu uluslararası usta olan satranççılar duyuyoruz. Zayıf bir organizasyona en iyi oyuncularını gönderip şampiyon olarak Olimpiyatlara da bu başarıyı taşıyacaklarını söyleyen idarecileri görüyoruz.
Bu kadar sporla yatıp sporla kalkan bir ülkede, üniversitelerimizde bilimsel çalışma yapan bilim adamları ile her daldan Türkiye şampiyonlarının birlikte çalışarak bir kendi en iyilerini geçtiklerini ise hiç görmedik, duymadık henüz ...
Emek ve teknoloji bizde krallığını ilan etmedi henüz. Krallık tesadüflerin elinde ...