2006 yılı ÖSS sonuçları açıklandı. 25 Ağustos ta bitecek tercih ve yerleştirme süreci başladı. ÖSYM den yapılan açıklamaya göre sınava giren sayısı 1.510.411 olurken, bunun 356.512 si Devlet Üniversitelerine olmak üzere toplam 405.517 si yerleştirilecek. Yani bir milyondan fazla insan üniversiteye girememiş olacak. Peki ne olacak bu gençlerin hali? Bütün hayatları üniversiteye girmek üzerine inşa edilmiş yüzbinlerce genç geleceklerine nasıl yön verecekler.
Üniversiteyi kazanmış ve yıllarca okumuş birçok mezunun iş aradığı bir dönemdeyiz.
Yani, kazanan 400.000 kişinin hayatı daha kolay olmayacak. Bunu algılayıp
alternatifler üretmek durumundayız. Parası olanlar yurtdışında veya yurtiçinde
paralı üniversitelerde okuma fırsatı bulabilirler tabii ki ve okul bitincede tanıdıklar
vasıtası ile bir iş bulabilirler. Ya diğerleri ...
Dünyanın gelişmiş ülkeleri, karşılaştığımız bu problemleri tamamen çözmüş mü? Bu nüfusun
artışına bağlı tabiiki. Birçok Avrupa ülkesi nufusları artmak bir yana azaldığı ve
gençlerin nufus içindeki payı da gerilediği için, diğer ülkelerden genç insanları vatandaşlıklarına alıyorlar. Bunda refah içindeki Avrupalı gençlerin iş beğenmemesi ve rahata alışmalarının payıda var.
Son yapılan Dünya Futbol Şampiyonası'nda Fransa takımında oynayan Fransız bulmakta zorluk çektik.
Şu anda devam eden Ümitler Avrupa Basketbol Şampiyonasındaki Fransız takımıda
aynı durumda. Amerikan üniversitelerinde okuyan yada araştırma merkezlerinde
çalışanların önemli bir bölümü devşirmelerden oluşuyor.
Diğer yandan Brezilya, Arjantin, Rusya, Çin, Litvanya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan vb
birçok ülkede gençler çıkış yolu ararken göçmen olup zengin ülkelere gitme hayalleri kuruyorlar.
Kalifiye iş gücü olup, yurtdışında iş bulma imkanları çok az.
Diğer insanların alternatife ihtiyacı var. Bu alternatif günümüzde Spordur.
Gün geçtikçe büyüyen bir sektör olarak spor, dünyanın lokomotif sektörlerinden biri
haline gelmiştir. Sporun bu özelliği ülkemizde henüz iyi değerlendirilmiyor.
Devletin bu konuda ciddi bir programı yok. Kişisel gayretler başarıyı, kişisel
başarısızlıklar hezimeti getiriyor.
Son zamanlarda biraz futbol, birazda basketbolda yurtdışına sporcu transferi
yapmaya başladık. Sporcularımız milyon dolarlık kontratlara imza atıyorlar.
Tabii yurtdışında rekabet çok fazla olduğu için çok büyük gayret sarfetmeleri gerekiyor.
Buna birde yabancı bir ülkede yaşamak ve anavatandan uzak kalmak eklenince tereddütler
yaşayanlar yada başarısız olup dönenler oluyor. Fakat bireysel sporlarda henüz
çok az bir kıpırdama var. Örneğin, satranç Büyük Ustamız Suat Atalık, Türkiye Ligi dışında Bosna-Hersek Liginde oynayıp, Yurtdışı turnuvalara katılıyor. Atletizm de bir Süreyya
Ayhan çıktı fakat sonra başına gelmedik kalmadı ve bir değerimizi daha harcadık. Ağustos ta cezası
bitecek olan Süreyya Dünya Şampiyonasında koşmayacağını açıkladı.
Yabancı sporcular sporu bir meslek olarak benimseyip, gerçekten gerektirdiği herşeyi
yapıyorlar. Bu konularda çok mesafe kat etmemiz gerekiyor. Birçok sporcunun halkla ilişkiler
temsilcisi, menajeri, antrenörü, pisikolojik destek aldığı danışmanları var. Olmak zorunda
çünkü özellikle bireysel sporlarda başarı çok zorlu bir yolda ilerlemek anlamına geliyor ve
bunun için herşeyi en ince detayına kadar düşünmek gerekiyor. Takım sporlarında da bu böyle.
Örneğin, İtalya da yapılan Satranç Olimpiyatları'nda organizasyonun ilk gününde birçok ülke sporcu kafilesi ciddi organizasyon bozukluklarından etkilenerek yorucu bir ilk gün geçirip
ertesi günü ilk maça yorgun çıkarken, milli takım kafilemiz hiçbir problemler karşılaşmadan odasına yerleşti ve yemeğini yiyerek ıstırahate çekildi. Bu, Federasyonun görevlendirdiği kafile sorumlusunun bir gün önce İtalya ya giderek sporculaın kayıt vb. işlemlerini halletmesi, odalarını ayarlaması
sonucu oldu. Maç gününü kaçıran kafile başkanlarının olduğu bir ülkede yaşıyoruz, dolayısı ile
iyi örneklerin çoğalmasını diliyoruz.
Bu kadar enerjik ve hayat dolu gençliğimiz varken, genç sporcu bulmakta zorluk çeken Avrupa
ülkelerine karşı neden müsabakalarda başımız öne eğik ayrılıyoruz. Gençlerimiz daha az yetenekli diye mi? Hayır. Fiziksel özelliklerimiz, pisikolojik ve zihinsel becerierimiz mi geri? Hayır. Parasızlık mı? İmkansızlık mı? Hayır. İmkansızlık Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerde de var ama oralardan çok iyi sporcular çıkabiliyor. Demekki başka birşey var.
Öncelikle bakışımızın değişmesi gerekiyor. Her gencin iyi olduğu, yetenekli olduğu branşı seçmesinden başlıyor herşey. Eğer sporda başarılı olacak ise hangi dalda sorusuna küçük yaşlarda karar verilirse çocuğun hem fiziksel ve ruhsal gelişimi olumlu yönde etkilenir hem de olurda eğitim hayatı başarılı gitmez ve ÖSS sınavında istediği bölümü kazanamaz ise bir alternatifi daha olur. Erkekler kahve köşelerinde, kızlar kısmetinin peşinde olmaz. Kendine yeten ve güvenen, bağımsız bireyler, ülkemizin ihtiyacı olan itici gücü olacaktır. Güvensiz, alternatifi olmayan bir gençlik ordusu var şu anda. Bu konuda yetkili yetkisiz herkese sorumluluk düşüyor. Ben ne yapabilirimki demek ülkemizi sömürgeden beter yapan bu düzenin bir parçası olmayı kabul etmek demektir.
Kendine ve ülkesine güvenen, üretmekten, çalışmaktan keyif alan bir nesil yaratmaz isek korkarım ne bağımsızlığımız nede onurumuz kalmayacak. Başarmak için çok çalışan fakat aynı zamanda başarısız olduğu zamanda ders çıkaran, rakibini takdir eden bir bilinç oluşturmalıyız. İyiyi aramalıyız, başarıyı alkışlamalıyız. Kötü niyetli olanla mücadele etmeliyiz. Bütün bunları sağlamak içinde samimi olmalıyız. Samimiyetsizlik başarısızlık demektir.
Teknik Üniversite yıllarımda atletizm yaparken, Ruhi Sarıalp hocamızın antik olimpiyatlar ile ilgili bir seminerine katılmıştım. 1948 yılında Londra da yapılan Olimpiyat oyunlarında üç adım atlamada elde ettiği bronz madalya, 2004 yılında Atina da Eşref Apak ın çekiç atmada aldığı bronz madalyaya kadar, uzun yıllar atletizmde aldığımız tek madalya olarak kalmıştı. Antik olimpiyatlerı anlatırken sanki eski çağlardan çıkıp gelmiş o anları yaşıyor gibiydi. Olimpiyatların ilk yapıldığı yerlerin Anadolu da olduğunu ve Olimpiyat ruhunun ne olduğunu ondan dinlemek çok güzeldi. Bir hayali vardı. Birgün gelecek antik olimpiyatlar ülkemizde yeniden yapılacaktı. Yıllardır milyonlarca dolar aktarıp heba olan Modern Olimpiyatları ülkemizde yapma çabalarımız ve Ruhi hocanın Antik Olimpiyatları orijinal yerinde yeniden canlandırma hayali.
Şu anda elimizde ne var? 2008 Pekin Olimpiyatları'nda başarılı olacağımızı, 10 sene sonra Modern Olimpiyatların ülkemizde yapılması için çaba harcadıklarını söyleyen yetkililer.. Yitenler ise söyledikleri unutulmaya yüz tutan aramızdan beş sene önce ayrılan Ruhi Hoca ... Ruhu şad olsun ...