Dikkat çekici bir şekilde geri kalmışlığımızı her geçen gün daha iyi farkediyorum.
Ama eğitimde geri kalmış olmak, geri kalmaların en kötüsüymüş. Bunu her alanda
farkediyorum. Konumuz spor olduğuna göre geri kalmışlığımız ve spor demek
istiyorum. Zaten bu site fikrinin doğmasıda bu geri kalmışlığa bir direnç, bir
hücum olarak gelişti.
2004 sonuydu ve çok sevdiğimiz spor her alanda can çekişiyordu. Futbol her yanı kaplamıştı ama o da gerileme devrine girmişti ve şimdi mucizevi başarıların saman
alevi gibi yanıp sönmesini bir rüya gibi hatırlıyoruz.
Biraz basketbol, az buçukta voleybolcu bayanlarımız toplum tarafından başarıya endeksli olarak izleniyordu. Futbol dışında hiçbir branşta "yenilsende yensende
taraftarın senle" şarkısını duyamıyorduk. Mucize başarılar haricinde bireysel sporlarda ilgi anlık oluyor, magazin haberlerinin önüne dahi geçemiyordu.
Herkes futbol dışındaki sporların medyada yer alamamasından şikayet ediyordu.
Özellikle "amatör sporlar" denen ve en başarılı sporcunun dahi çok az kazanabildiği
spor dalları ümitsiz bir durumdaydı. Bu düşüncelerle ne yapabiliriz düşüncesi ile
ilgi duyduğumuz ve severek yaptığımız masa tenisi için bir site kurma ve olumlu
katkıda bulunma fikrini geliştirdik ve bir yıl içinde binin üzerinde üyesi olan bir
spor sitesi yaptık. Daha sonra diğer branşlarda neden olmasın diyerek onsekiz
branşa çıkardık. Çok fedakarlık gerektiren bir işti ve amatördük. Nasıl yapacaktık
?
Geçen iki yılda çok şey öğrendik. Sporun biraz içine girdik ve sporcuların,
kulüplerin, antrenörlerin, federasyonun, hakemlerin ve daha birçok temel yapı
taşlarının problemlerini görme fırsatı bulduk. Bu gördüklerimiz sporda neden geride
kaldığımızı anlamamıza yetti diyebilirim. En büyük problem birçok alanda olduğu
gibi iletişim eksikliği bile diyemeyeceğimiz, bir "yokluk" içinde olunması idi.
Örneğin, masa tenisi süper lig maçı oynanıyor, sadece takımda oynayan sporcular,
antrenörleri ve kulup yöneticileri bulunuyor, onlar da kendi maçları dışında
maçları nadiren izliyorlardı. Bu bize çok garip gelmişti. Birçok kişi istemeden
oradaydı sanki ... Yıllarını masa tenisi oynayarak geçiren binlerce insan, Türkiye
Şampiyonu nun bir maçını dahi seyretmiyor ve bunda bir gariplik görmüyordu. Bir
kısım insanda yurtdışından video maç tedarik edip seyrederek vaktini geçiriyordu.
Her maç sonrasında "adamlar müthiş oynuyor. Bizde nerde?" muhabbeti ile günler
geçiyordu.
Bu iki senede bu anlamda çok değişiklik oldu. Bunda bizim katkımızı ölçemeyiz ama
bizce önemli bir katkı yaptığımıza inanıyoruz. En önemli katkımızıda zamanın
hızlandırılması olarak görüyorum. Artık, masa tenisi ile ilgili bir gelişme, önemli
bir lig maçı, turnuva olduğunda bütün Türkiye deki masa tenisi severler anında
haberdar oluyorlar. Bu, ilgiyi canlı tuttuğu gibi rekabet hissini de oldukça
arttırdı. Artık, her ilimizdeki sporcular birbirleri ile irtibat halindeler ve
başarıları ve başarısızlıkları takip edebiliyorlar.
Özellikle birçok sporcunun
fotoğrafının olmaması ve kimsenin onları tanımaması devrinide kapattık. Bu süreç
yaklaşık bir yılda tamamlandı ve bunda Masa Tenisi Federasyonu'nun hiç bir katkısı
olmadı. Herkes bizden maçların fotoğraflarını istiyor, hatta video görüntü talep
ediyor, bu da önceki ilgisizliği hatırlayınca bizi sevindiriyordu. Ama bu talebi
yapanlar, federasyonun bu
konuda hiçbirşey yapmadığının farkındamı acaba? Düğün dernekte fotoğraf çektiren ve
tanesine ciddi para veren insanlar, masa tenisi dalında yayınladığımız fotoğrafları
az bulup "daha çok, daha çok" diyordu. Hatta geçen sene yapılan Avrupa Şampiyonası
na katılan milli takımımızın fotoğraflarını yayınlamak istediğimizde irtibat
kurduğumuz fotoğrafçı fotoğraf başına 100€ isteyince verdiğimiz hizmetin ne
olduğunu daha iyi anladık. Tabii ki para vermedik ve haberleri resmi sitesinden
bulabildiklerimizle verdik.
Her nekadar daha da iyi yapılabilecek olsada, tamamen amatör bir ruhla yaptığımız
bu sitenin herşeyi ile karşınızda bulunması üstelik her türlü masrafı cebimizden
karşılamamız bu konudaki samimiyetimizi göstermeye yeter. Her nekadar en azından
masrafların karşılanması için gelir elde etmek gerektiğini düşünsekte, bu konuda
sponsor, reklam geliri ve buna benzer faaliyetlerden gelir elde etme düşüncelerimiz
şu ana kadar gerçekleşmedi.
Bunu Türkiye deki geri kalmışlığın sebebini göstermesi açısından çok önemli
buluyorum. O kadar şikayet eden ve bu işten "ekmek" yiyen olmasına rağmen herkes
kendi derdine düşmüş durumda. "Sitede şu yok, bu yok" diyenler çok, fakat ben de
katkı yapayım diyen çok az. Onlara buradan teşekkür ediyorum. Bir bardak su içmenin bile para
olduğu bir dünyada böyle bir siteden yararlandığını ve bunu "bedava" yaptığını
anlayanların sayısı o kadar azki.
En acısıda biz masa tenisi konusunda federasyondan şu ana kadar hemen hemen hiç bir
destek alamadık. Hatta bazı davranışları "olmasanız daha iyi" diyen davranışlar
olarak yorumladık. Biz herkese söz hakkı veren, demokratik, katılımcı bir
topluluğun üretkenliğine inandığımızdan, bu konuda yoğun çaba harcayarak bize
yapılan en insafsız eleştirilere dahi sitede yer verdik. Fakat yaptığımız haberlere
hiç hoş görülü olunmadığını da gördük.
Kalitenin arttırılması gerektiği ve bununda ancak iyi yabancı oyuncuların ülkemizde
oynaması ile olacağına inananlardanız. Dünyaya açık, rekabetten çekinmeyen bir
gençlik hayalimiz. Bu amaçla yurt dışından kaliteli yabancı oyuncu getirme konusunda
çalışmalarımızda oldu. Hatta bu yabancı oyuncuların transfer paralarının Türkiye de ilk defa sitemizde yayınlanması
özellikle bu işten para kazanan sporcularımızdan büyük eleştiri aldı. "Piyasayı
düşürmek", "yabancı hayranlığı", "zaten az kazanıyoruz, onuda azaltacaksınız"
eleştirileri ... Biz iyiye hayranız, bu iyi bizim sporcumuz olunca hayranlığımız
büyük mutluluğa dönüşüyor. Fakat bu rekabetten kaçılarak olmuyor. Hayalimiz bizim
sporcularımızın da yurtdışında oynaması ...
Daha yapacak çok işimiz var. Buradan bu konularda düşüncelerimizi sizlerle daha sık
paylaşacağız. Masa Tenisi ile başladık, daha sonraki yazılarımızda diğer branşlarla
ilgili de gözlemlerimizi sizlerle paylaşacağız. Hayat bir seçim, biz çalışmayı
üretmeyi seçtik. Durmak geri kalmaktır, yorulunca bunu düşünüyoruz ...