Sezon başında Türk Atletizmin de
2007 miz güzel olacak demiştim. 2007 Atletizm Sezonu hakikatende pek çok başarıya sahne oldu. Dünya Atletizm Şampiyonasında
Elvan Abeylegesse ile gümüş madalya alırken, Erkeklerde Halil Akkaş ile 3000 metre engellide final koştuk, ilk kez sprint bayanlarda 100 metre engellide Nevin Yanıt ile yarı final koştuk.
Nevin Yanıt 23 Yaş Altı Avrupa Şampiyonu oldu, 12.76 ile 100 metre engellide dünyanın önde gelen atletler kulübüne girdi. Avrupa da yılın yükselen dördüncü bayan atleti seçildi.
Halil Akkaş , Mayıs ayında 3000 metre engelli Türkiye rekorunu kırdı, Dünyada o anda yılın en iyi derecesini yaptı. Üniversiteler Dünya Şampiyonasında 2 altın madalya kazandı.
Elvan Abeylegesse yılın büyük bölümünü koşmadan hazırlık yaparak geçirdi ve hedeflediği iki şampiyonada önce İtalya da 10.000 metre Avrupa Kupasını kazandı sonra Osaka da madalya aldı.. Elvan Abeylegesse sağlık sorunları ve zayıf bünyesini yenebildiği ölçüde her yarışda iddialı her yarışda bende varım diyecek bir atletimiz.
Eşref Apak , Artun Talay sonrasında en iyi yılını geçirmesine ve 80 metre civarında atmasına rağmen Osaka da başarılı olamadı ve ilk sekize giremedi. Ancak benim asıl anlamadığım neden finalde kötü attığı değilde yarış sonrası TRT mikrofonlarına yarışın kendisi için iyi geçtiğini
ve hedefinin Olimpiyat olduğunu söylemesiydi. Osaka öncesi Enka Grandprix de karşılaşmamızda akıllarında sadece Osaka Dünya Atletizm Şampiyonası olduğunu söylemişti.
Özge Gürler , 300, 400 ve 400 metre engelli de Türkiye rekorları kırdı, Semra Aksu'nun 20 yıllık rekorunu kırdı. Ancak daha sonra dereceleri düştü ve sezonu iyi derecelerle tamamlayamadı.
Gençlerde Çimentaş Erkek Takımı Avrupa Şampiyon Kulüpler Atletizm Şampiyonasında üçüncü oldu. Ezgi Sevilmiş Avrupa Gençler Atletizm şampiyonasında altıncı oldu. Yıldızlarda Dünya Şampiyonasında sporcularımız final koştular. Karadeniz oyunlarında yıldız atletlerimiz pek çok madalya kazandılar.
Süreyya Ayhan dosyasında ise Süreyya Ayhan ve antrenörü Yücel Kop önce Dünya Şampiyonasında yarışacaklarını ve ona hazırlandıklarını söylediler. Ancak 1 ay kala Almanya da yaşadıkları bir sakatlık ve tedavi süreci sonrasında hiç bir yarış koşmadan bir sezonu daha kapattılar. Amerika'ya izin almadan gittiği iddia edilen Süreyya Ayhan 2004 den bu yana yarışmıyor. 2008 de pistlere dönebileceğine inananların sayısıda giderek azalıyor.
Genç Atletimiz Binnaz Uslu'da çıkan Doping de 2007 de yaşanan olumsuzluklardan dı.
Nevin Yanıt , Halil Akkaş gibi Dünya Şampiyonasında derece beklediğimiz atletlerimizin Grandprix ve Golden League'ler değilde Üniversiteler Dünya Şampiyonasına katılmaları ve bunu teşvik eden ödül sistemide eleştirdiğimiz bir şeydi. Atlet ancak pistte rakibiyle yarışarak madalya alır. Ne Nevin Yanıt ne de Halil Akkaş Osaka öncesinde gerçek rakipleriyle sadece bir yada iki kez karşılaşabildiler. 2008 de en azından artık bu atletlerimiz için özel bir program hazırlanmalı.
Atletizm Federasyonunun artık bu noktada büyük düşünmesi ve atletlerimizden ikinci sınıf bir yarışmada Altın madalya beklemek yerine yerine birinci sınıf orgazanizasyonlarda final koşmaya
teşvik etmesi ve program yapması gerekiyor.
Selahattin Çobanoğlu , sakatlığının geçmesine rağmen ondan beklenen derecelerin çok altında kaldı. Selahattin Çobanoğlu gibi atletlerimiz fazla değil. Onunla bire bir ilgilenilmesi ve neden derecelerinin düştüğünün analiz edilip tekrardan 1.45-46'lara nasıl gidilir diye kafa yorulması gerekiyor.
Atletizmimizde Türkiye deki pek çok spor dalı gibi yeni sporcu kaynağı olarak "bir antrenör ve yetiştirdiği sporcular" ı alıyor. Bir atletizm okulumuz yok. Atletizm yapan ve Türkiye şampiyonu olan bir sporcuya burs veren bir Üniversite yok. Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden Atletizm'e destek veren , şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor..
Sırıkla Yüksek Atlama, Yüksek Atlama, Cirit Atma , Disk Atma , Uzun Atlama , Üç Adım Atlama branşlarında dünyada neredeyse yokuz. Bu dallarda Atletizm Geliştirme programları , yetenekli gençlerin bulunması ve eğitilmesi gerekiyor.. Bu dallarda kısa vadede başarı için gerekirse bir kaç iyi atlet devşirilebilir.
Toros Pilikoğlu gibi, istekli, yetenekli minik ve yıldız atletlerin sıkı bir takiple gelişimlerinin gözlenmesi, kaybedilmemeleri, uluslararası yarışmalara gönderilmeleri ve gelişimlerinin desteklenmesi ve programlanması gerekiyor..
Atletizm Kulüpleri ile sıkı bir ilişiki içinde olunması , Enka ve Fenerbahçe 'nin yanına İstanbul Büyük Şehir Belediyesi gibi maddi imkanları olan iddialı ve hedefleri olan yeni kulüplerin eklenmesi gerekliyor.
2012 Olimpiyatlarını hedefleyen Bursa Osmangazi Belediyesi gibi kulüplerle işbirliği içinde
genç atletlerin Atletizme kazandırılması , meslek olarak bu sporu seçmenin özendirilmesi, içlerinden çıkan özel yeteneklerin dünyadaki rakipleriyle yarışarak yetiştirilmesi gerekiyor.
Bölge bölge Atletizm Projeleri olmalı, örneğin Erzurum , Ağrı gibi illerde kros , orta ve uzun mesafe , Akdeniz de Ege de kıyılarda sprint gibi branşlarda uzman antrenörlerin ve faaliyet gösteren kulüplerin desteklenmesi gerekiyor.
2010 Dünya Salon Şampiyonası için uğraşan Federasyonumuzun artık büyük düşünme zamanı.
40 milyon genç nüfus potansiyeliyle Türkiye artık kendi yetiştirdiği sporcularını Grandprixlerde , Golden League'lerde görmek istiyor.
Ayhan Demirci
ayhan.demirci@sporha.com