Eskrim 1896'daki ilk olimpiyatlardan bu yana olimpiyatların temel branşlarından birisi olmuş , kılıç ve duello spordan öte antik çağlardan beri yüzyıllardır gücün, zaferin, prestijin, mertliğin sembolü olmuştur.
Eskrim 1896'daki ilk olimpiyatlardan bu yana olimpiyatların temel branşlarından birisi olmuş , kılıç ve duello spordan öte antik çağlardan beri yüzyıllardır gücün, zaferin, prestijin, mertliğin sembolü olmuştur.
1567 de Fransa Eskrim akademisi kurulmuş, 1780 de Fransız La Boessiere maske'yi keşfederek Eskrim'e yeni bir boyut getirmiştir.
1700'lerde bütün Avrupa'da vucudun bütününü hedef alan Epe duello silahı olarak kullanılırken, Macar'lar vucudun üst kısmını hedef alan ulusal silahları kılıç'ı kullanmışlar, vucudun sadece gögüs kısmını hedef alan Flöre daha çok antrenman silahı olarak kullanılmıştır.
20. yüzyılın başında Fransız, İtalyan ve Macar'ların üstünlüğünde olan eskrim'de artık günümüzde Romen, Çin, Rus sporcularda etkinler.
Eskrim artık başarı için sporda gelişmişliğin, bireysel tekniğin ön plana çıktığı bir branş haline gelmiştir.
Türk Eskrim Tarihi'de 1900'lü yılların başına , Sultan Abdülhamid'in önünde yapılan karşılaşmalara dek uzanıyor, ilk Federasyon Başkanımız Fuat Balkan olurken
1960'lı yıllarda Uluslararası Ankara Eskrim Turnuvası binlerce kişiyi salonlara çekmeyi başarmış, sporcularımız dünya şampiyonlarına karşı başabaş oynamıştır.
2006 Türkiye'sinde ise Uluslararası İstanbul Eskrim Turnuvası bırakın dünya şampiyonlarını , İtalyan, Fransız , Çin, Macar hiç bir sporcunun katılmadığı ,
bir kaç ufak bölge ülkesi dışında katılımın olmadığı bir Türkiye şampiyonasına dönüşmüş durumda. Türkiye , Dünya çapında iddialı bir eskrimciye sahip değil.
Milli takımımız hazırlık kampı bile yapamadan Dünya şampiyonasına katılıyor.
Federasyon'un websitesinde Türkiye'de eskrim kulüplerini gösteren bir harita var , o harita aynı zamanda Eksrim'in Türkiye'de ne kadar az bir yöreye yayılabildiğini de gösteriyor, evet Eksrim malzemeleri pahalı, kaynak az ama gerek Satranç gerekse Badminton Federasyonları bu sorunları çok çalışarak , okullara yayılarak, küçük küçük katkılar sağlayarak, burslar bularak aşıyorlar , neden Eskrim yapmasın?
Türkiye'de Türk Eskrim'inde temel taşlardan biriside başında eski Federasyon Başkanı Cengiz Aydın'ın bulunduğu Tegev, Tegev 'inde ileriki günlerde görüşlerini yansıtmaya çalışacağız.
Peki işe nereden başlamalı, biz bu sorunun cevabını tarih diye veriyoruz , tarihini bilmeyen öğrenmeyen tökezler, ileriye gidemez,
bizde öncelik verdiğimiz Türk Eskrim tarihini sayın Nazmi Aydinç 'in katkısıyla sizlere sunuyor olacağız.
Nazmi Aydinç 1958 yılında İzmir'de başladığı Eskrim'de faal sporculuğa 1976 yılında Türkiye'de ilk defa bir eskrimci'ye yapılan jubile ile veda etti.
Türkiye Şampiyonlukları yanı sıra 1964 'de ilk defa yapılan Ankara Uluslararası Eskrim Turnuvasında Epe dalında birinci ve 1965 yılında yine aynı turnuvada birincilik kazandı.
1976-1980 yılları arasında İzmir Eskrim Kulübü başkanlığı yaptı. Tahir Zengingönül, Cüneyt Tunca, Cengiz Aydın Federasyonlarında
yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Tegev'in kurucu üyesidir. Oğlu Selkut Aydinç 'de milli sporcu olup çeşitli dereceler yaptıktan sonra sporculuğu bırakara hakem
olarak görev yapıyor.
Nazmi Aydinç 'in arşivinden Türk Eskrim'inin nereden nerelere geldiğine tanık olacağız.
Tarihte her zaman ileriye gidilmiyor bazen geriyede gidilebiliyor. Hıncal Uluç'un tanık olup yazdığı 1967 tarihli Tacettin Özışık 'ın şampiyonluğuna dair yazı
ile başlyoruz.