Tenissever forumunda Cahit Yavuz'un Sabah gazetesindeki "Wimbledon Yolu" isimli yazısıyla başlayan performans tenisine yönelik yazışmalarla ilk defa tenis gruplarında Veteran'lardan ziyade performans tenisinin bu denli konuşulduğunu ve masaya yatırıldığını sevinçle görüyorum.
Merhaba
Sporha.com olarak Türk sporuyla ilgilenmeye başladığımız anda ilk karşımıza çıkan Veteran dernekleri olmuştu. Binlerce kişinin katıldığı turnuvalar, bulunan onlarca sponsor firma, kokteyller, pek çok tenis kortuna sahip dernekler , pek çoğu bu toplumda genel müdür, patron olan oyuncular..
Oysa inanın dışarıdan bakıldığında camia bu kadar da büyük görünmüyordu. Kısa sürede veteran oyuncu ve dernekleriyle , Federasyon arasındaki problemleri gördük. Veteran kavramı benim için her zaman diğerlerinden farklı bir anlam taşıyordu. Veteran demek tek amacı maç kazanmak olan, derece yapması beklenen adam olamazdı . Tabiki tenisi seviyorlar oynamak da onların hakkı, ama Veteran demek artık bu toplumdan aldıklarını bu topluma verme vaktinin geldiği an demekti.
Yüzlerce Veteran turnuvasında onlarca birincilik alın, Türk tenisine faydası nedir? işte geldiğimiz nokta bir oyuncumuz Wimbledon'da yok , bırakın Wimbledon'u WTA turnuvalarının hiç birinde yok. Toplumda önemli görevlerde olan veteran tenis severlerimiz lütfen Türk tenisi tartışmalarına sizde katılın, işin ucundan sizde tutun.
Kulüpler; İmkan ve kabiliyetleri bu kadar çok olan Türk tenis kulüp ve derneklerinin tek amacı para kazanmak olmamalı, veteran üyeleri dışında kimseyle ilgilenmeyen bir yapıda devam etmemeliler. Bu tanımdan Taç Spor'u özellikle ayırmak istiyorum, son dönemde gençlere yaptıkları yatırımlar, Türk erkek tenisini sürklase eden Marsel İlhan'ı ortaya çıkarıp sahiplenmeleri onları diğerlerinden ayırıyor.
Peki neden Tenis Federasyonu ile Veteran dernekleri arasında bu problemler var, neden İstanbul Cup organizasyonu ile Milli takım hocamız bir noktada birleşemiyorlar, bu parçaları ayrı bırakan eksik olan ne? Aslında bunun cevabı tartışmaları başlatan kavramda saklı; "Wimbledon Yolu" .
Bu kavram bizi bir noktada birleştirmesi gereken eksik olan şey yani ortak hayalimiz değil mi?.
Cahit Yavuz 'da , Erhan Oral'da , tenis yazarları, dernekleri, Veteranlar , Federasyon da , Pemra Özgen'de bu hayali bu ortak amacı sahiplenmeye hayır demiyeceklerdir. Oraya varmak için yöntemlerimiz , düşüncelerimiz farklı olabilir ama aynı amaç içinde olursak herkes bu hedefin farklı bir parçasından sorumlu olursa
bir noktada buluşulabilir.
Pemra, Çağla ve İpek neden ancak 16-18 yaşlarına geldiklerinde sponsor bulabildiler, 15 yaşında grand slam oynayan yabancıları düşündükçe onları
dünya kortlarına göndermekte ne kadar geç kaldığımızı konuşalım? Şu anda 10-14 yaşlarında Türkiye'de birincilikleri olan yeteneklerimizi , onlara gecikmeden destek olmayı konuşalım, Marsel İlhan'ın Türk erkek tenisine olağanüstü girişini ve onu Türkiye'ye kazandıran Taç Spor'u konuşalım, Türkiye ikincisi İlhan Mutlu'nun bize neden kimse sponsor olmuyor sözlerini konuşalım, Türkiye şampiyonluğu maçı oynanırken yan korta nasıl veteran maçı oynatıldığını konuşalım..
Türkiye Tenis ligi hakkında bilgisi olan var mı? En son kim şampiyon oldu, kim bu şampiyonluk ile ilgili bir şeyler söyledi.
Türk Milli takım maçları ne kadar önemseniyor? Antalya'da bir otel organizasyonunda bir kaç turistin izlediği milli takım maçından ,
yazılan , çizilen, önemsenen , izlenen noktaya nasıl gelebiliriz?
Kısacası , işin özeti yapacak çok şey var, herkese de görevler düşüyor, amacımız ortak olunca , yöntemlerde her zaman orta bir yol bulunur..
Sevgiler