Selim Çıtak, son dönemde Ali Nihat Yazıcı nın Satranç Federasyonu başkanı olmasıyla büyük gelişme kaydeden Türk Satrancının önemli genç isimlerinden, Selim Çıtak bu yıl İşbankası satranç liginde İTÜ de ilk masada oynadı ve ilk Uluslararası Usta normunu aldı. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyor..
Selim Çıtak ile yağmurlu bir akşamda Beyoğlu Dilek pastanesinde sohbet etme imkanı bulduk..
Sporha: Merhaba Selim, satranca ilk olarak nasıl başladın?
Selim Çıtak : 5-6 yaşlarındaydım, Babam ile amcam genelde tavla oynarlardı ,
bir gün satranç oynuyorlardı bende gördüm ilgi duydum.
Küçüklükten beri içimde kendimi ispatlama isteği vardı, Daha sonra okulum Şişli Terakki de Satranç takımında yedeklikten 1.oyunculuğa kadar yükseldim.
2000 yılında Ortaokullar Türkiye şampiyonluğunu kazandım , tabi önce yaş grubunuzda dominant oluyorsunuz sonra Türkiye şampiyonaları ve Uluslararası turnuvalar başlıyor..
Takım olarak turnuvalara gidiyorduk kazanınca hocada seviniyor , velilerde seviniyor o yaştaki bir çocuk için çok güzel şeyler, daha sonra yavaş yavaş kademe atlayarak pes etmeden Satranç bende sevgi , aşk haline döndü .
Sporha: Satrançta yaş grupları turnuvaları sence faydalı oluyor mu? Uluslararası yaş gruplarına iyi oyuncular pek gelmiyor?
Selim Çıtak : Tabi faydalı oluyor, Türkiye’nin zirvesindeki oyuncuların %90 ı kendi yaş gruplarında başarı elde etmiş sporculardır, yurtdışı yaş gruplarına çok çok kuvvetli oyuncular katılmıyor, zaten bu ünvana ihtiyaçları yok , internetin çıkmasıyla büyük ustaların yaşı zaten 15-16 ya düştü.
Örneğin bu sene Linares de Magnus Carlsen ikinci oldu, yaş grupları gibi bir ünvana zaten ihtiyacı yok. Ama sporcunun ülkesi ünvanı isterse, gönderir, o şekilde gidebilir böyle bir turnuvaya. Bizden de Kübra Öztürk gelmiş geçmiş en büyük başarıyı kazandı, yılın sporcusunda ikinci oldu.
Sporha: Satrancın Okullara ders olarak girmesini nasıl yorumluyorsun?
Selim Çıtak : Satranç okullara girdi, Kasparov Türkiye ye geldi bunlar inanılmaz olaylar , Ali Nihat Yazıcı ve Mehmet Ali Şahin in başarıları. Kasparov geldiğinde okullara satrancın girmesi konusunda dünyada bir ilk dedi. Tabii Rusya da Satranç okulları ve üniversiteleri var sistemleri biraz farklı bizden ama Avrupa tarzı eğitim sistemini kullanan ülkeler arasında bizim yaptığımız seçmeli de olsa bir ilk tabi..
Sporha: Bu da demek oluyor ki onbinlerce çocuk satranç ile tanışacak , artık daha fazla iyi oyuncu çıkmasını bekleyebilir miyiz?
Selim Çıtak : Çok adamın oynaması çok iyi adam çıkması anlamına gelmiyor, Rusya gibi ülkelerde usta – çırak ilişkisi var, çok kuvvetli antrenörler var onlar oyuncu yetiştiriyorlar, sonra kurumlar destekliyor, Türkiye’de Federasyon bu anlamda yapacağını yaptı , turnuva yok derken yaptı, milli oyunculara maaş bağladı, sıkıntıları büyük ölçüde giderdi, bir oyuncunun çıkıp da şikayet etmesi artık mümkün değil, top oyuncuda artık, Suat Atalık daha az imkanla bunları yapmıştı, şimdi sıra gençlerde..
Sporha: Yıl 1987 Suat Atalık Türkiye şampiyonu , yıl 2007 Suat Atalık Türkiye şampiyonu , genç bir oyuncu olarak neler düşünüyorsun?
Selim Çıtak : Yanılmıyorsam Suat Atalık Boğaziçi Psikolojide okudu. Suat Atalık la ilgili bir şey anlatırlar, yemekhanede bile yanında açıp satranç bakarmış. 400-500 partilik informatörler vardır, onları ezberlermiş, yani bu işe çok emek harcamış, çok çalışmış , çok istemiş. Genç bir oyuncu olarak biz de o kadar çalışmalıyız diyorum. Şimdi son 20 yılda daha fazla imkan olmasına rağmen bakıyorsunuz onun yanına yaklaşan yok, bizim genlerimizde biraz tembellik var, hepimizin bu imkanlarla daha fazla çalışmamız ve istememiz gerekiyor.
Sporha: Bu imkanlarla Suat Atalık’ı geçmelisiniz..
Selim Çıtak : Anadolu da mum ışığıyla çalışan çocuk ÖSS de başarılı olurda ailesinin parasıyla özel ders alan çocuk olamaz ya, bu biraz bu hikayeye benziyor çok hoşuma gitmiyor ama. Kendi adıma konuşayım, şu anki çalışmam hedeflediğim seviye için yeterli değil, bir çok konuda tembelliği bırakıp daha çok çalışmam lazım. İmkanlardan çok kendi çalışmamız bizi bir yere getirir. Şimdi internet, bilgisayar imkanları artı ama Suat Atalık gibi GM olmak kolay değil.
Evet imkanlar çok daha iyi ,ışık saçanlar var ,genç oyuncular var ama ışık saçmak ayrı, GM (büyükusta) olmak ayrı.
Sporha: O dönemde Suat Atalık’a saygı duyulmamıştı , büyük usta muamelesi yapmadılar, Türkiye şampiyonasında oynamadı diye milli takıma almadılar, bu durumu tabiî ki kabul etmesi mümkün değildi. O dönemdeki isimler şu anda neler yapıyorlar?
Selim Çıtak : O dönemden Can Arduman ve Suat Soylu TED de 1.ligde oynadılar ve eski günlerini arattılar, Adnan Şendur için anlatılan bir efsane vardır: Dünya gençler Şampiyonasında Kasparov beraberlik teklif etmiş kabul etmemiş diye. O dönemdeki hiç bir isim şu an Türkiye’de ilk 10 da değil.
Sporha: Barış Esen – Suat Atalık Corus öncesinde beraber kamp yaptılar ve okuduğumuz kadarıyla Suat Atalık , Barış Esen ‘in bilgisayarındaki oyunları silmiş diye duydu..
Selim Çıtak : Evet bende oradaydım. Suat Atalık , Barış’ın bilgisayarını alıyor bakayım diyor, filmler var , oyunlar var hepsini siliyor çöpe atıyor , Barış da bir şey demiyor. Suat Atalık için bazı davranışlarımız ona garip geliyor
Sporha: Liglere dönersek , Gurevich duyduğumuz kadarıyla Beşiktaş tan ayrıldı değil mi?
Selim Çıtak : Evet, Beşiktaş dan ayrıldı , ayrılma sebebi Beşiktaş’ın seçimlerden sonra Satrançta bütçe kısıtlamasına gitmesiydi. Bu durum ve benzerleri olaylar Büyük Klüplerin Satranca verdiği önem ve ilgiyle alakalı.
Gurevich Brüksel de yaşıyor ama seminer , turnuvalar için sık sık uğruyor.
Sporha: Geçen yıl Satrancın dört büyüklerinden ikisi Eczacıbaşı ve Marmaris Belediyesi kapandı, neden acaba?
Selim Çıtak : Eczacı’yı iyi biliyorum , Marmariste de oynadım, Eczacının bütçesi yüksekti ve başında Reşat Alatalı gibi hakikaten bir satranç aşığı vardı , emekli yöneticiydi, işkolikdi, çok iyi işler yaptı , kulübü şampiyon yaptı, Shakhriyar Mamedyarov u getirdi. Aeroflot a milli oyuncuları kulüp bütçesinden götürdü. Bizimde Beşiktaş olarak o dönemde hedefimiz Eczacının bu şampiyonluk zincirini kırmaktı , hakikaten bunu da başardık. Tabi kapatma sebepleri ligde ikinci olmaları değildi. Baktılar ki bu işin tüketicisi yok, dolarları harcıyorsun, lig şampiyonu oluyorsun, Avrupa da temsil ediyorsun, değmez dediler, oradaki kişiler bu işin önemli olmadığına karar verdiler.
Marmaris Belediyesine gelince , Belediyelerin her zaman sorunları vardır, yönetim değişir, sıkıntı olabilir , ben kısa bir dönem Şampiyonlar liginde Marmaris adına oynadım , Fırat ağabey (Cem Ağca) menajerdi , şampiyon olmak istediler, kuvvetli oyuncuları da vardı ama Beşiktaş ve Eczacıbaşı’nın varlığı onları engelledi.
Sporha: Federasyon bu durumu değiştirebilir miydi?
Selim Çıtak : Federasyon zaten her takıma yılda 10 milyar yardım yapıyor, bununda dünyada hiçbir örneği yok. Kulüplerin ayakta kalabilmesi için desteğe ihtiyacı oluyor, bir de para puan veriyor, bu da 3-4 milyara ediyor.
Federasyonun daha fazla yardım etmesini bekleyemeyiz.
Sporha: Türkiye ye gelen İşbankası Liginde oynayan kuvvetli oyuncular faydalı oluyor mu, yoksa paralarını alıp gidiyorlar mı?
Selim Çıtak : Oyuncuların çok büyük faydası yok, iyi bir oyuncuyu maçtan sonra yakalayıp analiz istersiniz, oradan bir fayda olabilir, ben şahsen bu yönde fayda gördüm , bir de oyuncu - antrenörler var , örneğin TED Ankara da Slovenya lı Adrian Mihalcisin var aynı zamanda bayan milli takım antrenörü lig başlamadan gelip kamp yapıyor, antrenman yapıyor, takıma oyunculara faydası oluyor, iyi bir oyuncunun tabii asıl derdi maç başına 100-200 euro almak.
Sporha: Maçlar genelde güneyde otellerde yapılıyor, öğrencisin veya iştesin okuldan bu kadar süre ayrı kalmak işleri zorlaştırmıyor mu?
Selim Çıtak : Satranççı değilseniz Türkiye şampiyonasında işiniz yok, Federasyonda böyle bakıyor, başkanımız çok bilinçli, çok yakın bir zaman önce ben başkanın karşısına çıktığımda IM normundan dolayı beni tebrik de etmişti, başkanla konuştuk, ‘Başkanım galiba Türkiye şampiyonasında oynayamayacağım okulum var dedim , bana ‘tabiî ki oynama’ dedi ‘önce okulunu bitir’ dedi ve rahatça dilekçemi verdim , ki benim için bir Türkiye Şampiyonasında oynamamak, bu aklımın almayacağı bir şeydi . Türkiye şampiyonasında oynamadığım için Milli takım yarışından da çekilmek zorunda kaldım, şansımda azdı zaten.
Sporha: Milli takım nasıl seçiliyor?
Selim Çıtak : USSP diye iyi bir sistem var. USSP sisteminde 7-8 tane kriter var; Rating , rating artışı, Türkiye Şampiyonası dereceniz, yıl içindeki başarılarınız gibi kriterle seçiliyor. Bir çok ülkede benzeri bir sistem var, bu sistemde 2 GM nin yeri garanti, geriye kalan 3-4 yer için birbirine aşağı yukarı denk 7-8 aday var, bir seçim yapmak çok zor, bir turnuva yapsanız ilk dördü alırsanız , o gün adam hasta olabilir, şanssız olabilir bu sadece bir turnuvadır çünkü. Mesela bende 2004 de Balkan Gençler şampiyonluğunu kazandım , şimdi bana tutun getirin balkan ülkelerinde 20 yaş altı oyuncu diyemem ki ondan daha iyiyim, o da beni yenebilir.
Sporha: Milli takım için hala şansın var mı?
Selim Çıtak : Türkiye şampiyonasında ilk üçe girecektim, Avrupa şampiyonasında iyi şeyler yapacaktım o zaman bir şansım vardı ama bunu denemek çok pahalıydı, şu aşamada Okulu bitirmeyi seçtim, riske edecek bir şey değildi
Dekanımız Bilgen Bilgin bana inanılmaz destek veriyor. Turnuvalara giderken ‘Başarılar koçum’ diyor imza atıyor 15 gün beni gönderiyor. Okul turnuvalarında da oynadım Koç Üniversitesi olarak İstanbul şampiyonu olduk, 2006 da Türkiye çapında ikinci olduk. Bizde bu kupaları ona götürüyoruz tabi. Benim için böyle bir dekanımın olması büyük şans, mesela İTÜ de arkadaşım Onur Kınsız ın bu konuda imkanları daha az.
Sporha: Yurtdışı turnuvalarda Federasyondan destek alıyor musunuz?
Selim Çıtak : Cebelitarık turnuvasına kendi imkanlarımla gittim, Aeroflot
Turnuvasında her şeyi Federasyon karşıladı, hatta 450-500 Euro harcırah da aldım. Federasyon oyuncularını epey destekliyor ancak
10-15 tane milli oyuncu var, herkesi sürekli gönderemiyor, yaz aylarında 3 ayda 7-8 tane turnuva oynayabilirsiniz, bir büyük usta için bile Federasyon yılda 20 milyar ayırıyor, o bile ardı ardına 4-5 turnuva oynasanız biter.
Sporha: Satranç Federasyonu internet sitesinde (www.tsf.org.tr) Carsten Hensel ile bir röportaj yayınlandı, Hensel aynı zamanda Kramnik ve Leko nun menajeri , aynı zamanda Universal Chess Management adlı bir menajerlik şirketi var menajerlik sistemi sence bizde de olmalı mı?
Selim Çıtak : Tabiî ki çok güzel olur, ama ben ona ne verebileceğim ki?
Menajer, oyuncunun kazancından %10-15 pay alacak ki o da kazansın, bunun para edebilmesi için oyuncunun iyi para alması gerekir. Dünya da çok az örneği var, talep bir yere kadar, en üstteki 10-15 oyuncunun menajeri var ama bizde şu anda yok. Bir istisnai durum olarak
ben o sıralar BJK deydim , Yuri Kuzibov diye Ukraynalı çok kuvvetli bir büyükusta vardı, onun menajerine teklif götürmüştük , 1000 dolar verdik Denizli ye geldi ligde tüm maçlarını kazandı gitti. Kuzubov genç ve dil bilmiyordu bir menajere ihtiyacı vardı.
Sporha: Bir oyuncu Ukrayna da lig oynayıp aynı zamanda burada da oynayabiliyor mu?
Selim Çıtak : Evet , örneğin Suat Atalık da hem Yunan , hem Bosna ve daha hatırlamadığım bir çok ligde oynuyor. Avrupa kupası maçları hariç bir çok ligde oynanabiliyor.
Sporha: Bizim liglerimizde genelde Azeri , Gürcü büyük ustalar görüyoruz değil mi?
Selim Çıtak : Sovyet bloğundan kopan Azerbaycan , Gürcistan gibi ülkeler için burada aldıkları 1000 dolar büyük para , otobüsle de gelebiliyorlar. Ayrıca iyi de oynuyorlar. İlginç bir anımı da anlatayım; ben Beşiktaş’tayken Gurevich’e bizde oynaması için para teklif edeceğiz , bir de Alexander Areshchenko diye bir başka büyükusta var , Ukrayna şampiyonu , Gurevich den daha yüksek rating’i var, Areshchenko ile 1600 dolara anlaştık, Gurevich 5000 dolar istedi, neden dedik, “Areshchenko Ukraynada yaşıyor ben Brüksel de yaşıyorum” dedi.
Sporha: Bu sene İTÜ de birinci masada çok başarılı maçlar oynadın , ligle ilgili düşüncelerin nedir ayrıca İTÜ takımı finansmanı nereden alıyor?
Selim Çıtak : Ankara da Yüksek mühendisler odasından alıyor. Tamamen Türk oyuncular oynuyor , tarihinde de hiç yabancısı olmamış, İTÜ 2001 de yabancılar yokken şampiyon oluyor , o zaman tek bir yabancı var o da Antalya da oynayan Fikret Sideifzadae. Bugün ligimizde %50 civarı yapıyor, o zaman 14 de 13.5 yapmıştı. Azerbeyzan milli takım antrenörüydü. Yabancıların gelmesiyle İTÜ giderek sıralamada düştü, biz hiç aklımıza getirmedik ama yöneticilerimiz düşmesek yeter dediler. Her takımın iyi yabancıları var. İTÜ olarak bu sene aslında iyi şeyler yaptık ilk üç için bile şansımız vardı, ligde THY , Beşiktaş’ı yendi, THY öne geçti ve artık herkes şampiyon olacak dedi, THY de Kıvanç, Mert, Emre Can gibi milli oyuncular vardı, Biz İTÜ olarak THY yi 5.5 -4.5 yendik ve Beşiktaş’ın önünü açtık. Ben Kıvanç ile oynadım, berabere kaldım , bu şekilde IM normunu garantiledim. Bize karşı büyük ustalarını oynatmamışlardı. Bir tur sonra Erbakır ile oynadık , iki tane Gürcü büyükusta vardı, ben Tamaz Gelashvili (2605) ile oynadım, Hakan Erdoğan , Levan Aroshidze (2522) ile oynuyor yan masada , Türkiye şampiyonu Zehra Topel in karşısında da Gürcü büyükusta var , Hakan abi çok rahat kazandı, baştan sonra üstün oynadı , ben berabere kaldım, Zehra kaybetti, yabancıları 1.5-1.5 durdurduk ve maçı 6-4 kazandık. Yabancı oyuncuları Türklere karşı 3-0 kazansa maçı Erbakır kazanacaktı. Bu sonuçlardan sonra ben Hakan ağabeye espri yaptım ‘Artık yarın dörtte sıfır çekeriz’ diye, ondan sonraki gün biz büyük ustalara kaybettik. Hatta GM lere üst üste 3 maç kaybettim. Ama IM normum bozulmadı. İTÜ olarak 6. olduk ama neredeyse 3. olacaktık, çok keyifli bir ligdi.
Sporha: Bu yıl Aeroflot da da oynadın , Aeroflot ile ilgili düşüncelerin neler?
Selim Çıtak : Aeroflot Dünyanın en önemli açık turnuvası A1, A2, B ve C kategorileri var, C amatörler için B 2200-2400 arası oyuncular için, A2 2400-2550 ve A1 2550 ve üstü için ..
Turnuva bir şölen havasındaydı salon doluyordu , taşıyordu. Antalya da 1-2 gün kaldıktan sonra biz Milli takım olarak oradan Moskova ya gittik. Dört oyuncu A2, üç oyuncu B grubunda oynadı. Rusya da oynamak bir satranççı için çok başka bir şey , Satrancın başkenti, yer çok güzel , C ve B grupları sabah oynuyorlardı, bizim daha sonra gezme imkanımız oluyordu veya maçları izliyorduk, çoğumuz rating kazanarak döndük. Rusya da son maçımı kazansam ikinci IM normumu alıyordum ki berabere bitti ama bunu dert etmedim.
Sporha:
Kaybettiğiniz oyunları turnuva sırasında analiz ediyor musunuz? Basit bir hata veya kazanç kaçırmak sizi etkiler mi?
Selim Çıtak : Kişiden kişiye değişir, bir uzman çıkıp da şu iyi diyemez, ama kendinize güveniyorsanız bakabilirsiniz. Tabi kaybettiğiniz bir maçtan sonra kazanç kaçırdığınızı görmek kötü etkileyebilir, bu nedenle ben eskiden turnuva esnasında analiz etmiyordum, sonra kendimi bu konuda eğittim, artık hatalarımla daha rahat yüzleşebiliyorum. Turnuva boyunca oyun gücüm sabit kalır her maça aynı şekilde çıkmaya çalışırım.
Sporha: Milli takımda psikolog var mı?
Selim Çıtak : Bazı turnuvalara getiriliyor.
Sporha: GM ünvanına genç kuşakta en yakın adayımız kim?
Selim Çıtak : Barış Esen şu anda en güçlü adayımız, GM demek 2500 üzeri rating demek. GM normu demek rating performansınızın 2600 un üzerine çıkması demek , GM normu almak demek en az üç kere standart bir GM den daha iyi olduğunu ispatlamanız demek , GM olmuş bir oyuncunu kariyerinin belli bir döneminde ilk yüze girebileceğini ispatlamış demektir..
Sporha: Bazı ülkelerde GM çok olunca kendi aralarında maçlar yapıyorlar, kolayca bu ünvanlar alınıyor değil mi?
Selim Çıtak : Büyük usta normu almak Büyük usta gibi oynamaktan daha zor. Bir ülkedeki GM sayısı yeni yetişecek GM sayısına pozitif bir katkıda bulunuyordur tabii ki.
Sporha: Buraya kadar gelmende kimler destek verdi?
Selim Çıtak : Ailem , maddi anlamda manevi anlamda büyük destek verdi, Kemal Öztürk ve Bülent Güner hocalarım vardı , Bülent hoca benim satranç altyapımın oturmasını sağlayan kişidir. Şu anda da İTÜ de aynı takımdayız, Kemal Öztürk bana ilkokulda satrancı sevdiren ve ortaokul boyunca bizimle devam eden kişidir.
Sporha: Bülent Güner sağlamcı oynardı değil mi senin genelde d4 ile başlaman ve sağlamcı olmanda etkisi oldu sanırız.
Selim Çıtak : Bir oyuncuyu “sağlamcı” diye kategorize etmek zor ama evet Bülent Güner az risk alan bir oyuncudur. Bu stil meselesi, oyun gücüyle cok ilgili değil. Bir çok kişi Gurevich içinde “sağlamcı” yakıştırmasını yapar ve doğrudur, Gurevich beklide hiç Risk almaz ama kendisi oldukça kuvvetli bir büyükusta!
Ben de genelde d4 ile başlarım. Benim şu anda yatkın olduğum karışıklıkların olduğu bir oyun.
Sporha: Tal’in bu şekilde oyunları vardı ve biz onları incelemekten büyük bir haz alırdık.
Selim Çıtak : Tal için satranç camiasında bizim dünyamızda olmayan birisi varsa o da Tal dir diyorlardı.
Lagos Portish milli takım oyuncularıyla yaptığı kampta e4’ün agresif d4 ün sağlam oyunlara götürdüğü kanısının bir yanılma olduğunu, oyunun yapısını açılıştaki hamlelerimizle belirleyebileceğimizi söylemişti. Sadece d4 ten sonra oluşan konumlar daha kapalı oluyor ve taktik vaziyetlerin oluşması zorlaşiyor.Ama artık e4-d4 karışık, daha açık her iki tarafa şans veren, kaybetmekten korkmayan bir satranç oynamak istiyorum. GM lere karşı bilhassa daha skoerer oynamalıyım, belki 5 beraberlik yerine 3 galibiyet 2 yenilgi alacağım. Oyunumu geliştirmem için bir şeyler yapmam lazım. Üniversite de son senem artık kritik bir karar vermem gerekecek, Satranç ta neler yapabileceğimi görmek istiyorum, kolay kolayda pes etmeyeceğim. Türkiye de ilk 10-15 deyim ama asıl hedef büyük usta olmak. Tabi ilk olarak önce uluslararası usta olmak satrancımı ilerletmek istiyorum. Üniversiteye girdiğimde Türkiye de 80-100 civarındaydım, Türkiye’nin en iyi oyuncularıyla başa baş oynamak o zaman hayaldi ama şu anda hedefler daha farklı.
Sporha: Satranç kişisel olarak sana neler kattı?
Selim Çıtak : Satranç bana çok şey kattı, Ortaokulda gözlerim 10 numara bozuktu komplekslerim vardı , boy kompleksim vardı, arkadaşlarım alay edince ağladığım olurdu, satranç oynadıkça kendime güvenim arttı, kafama çok takmamaya başladım, artık benle alay edenlere bende katılıyorum , Satranç bir çocuğa sabır, stratejik düşünme, karar verme, kaybetmeyi öğrenme, sosyal bir ortam sağlıyor benim hiçbir maçım olmadı ki kaybettikten sonra tebessüm etmeden rakibi elini sıkmadım.
Biz aslında çok zeki , dahi insanlar değiliz, ama sürekli beyin jimnastiği yapıyoruz, analitik olarak daha iyi görebiliyoruz, notların yüksek olur diye bir şey yok ben çok ortalama bir öğrenciyim.
Sporha: Kariyerine baktığında hangi maçı tekrar oynamak istersin?
Selim Çıtak : Bir kere performansım GM normuna oynamaya çok müsaitti, 2005 de İstanbul Açık’da performansım 4 tur sonunda 2630 du ve daha 5 tur vardı , IM normu almam için sonraki turlarda 1.5-2 bile yetiyordu, 5. turda rakibim Gürcü 14 yaşında 2100 ratingli bir kızdı , kaybettim, arkadaşlarım maçtan sonra 14 yaşında küçücük bir kıza mı kaybettin diyorlardı. Maça çok kötü başladım, 15.hamlede terk etmeyi bile düşündüm, siyahlarla önce eşitle prensibini uygulamadım, ki bir gün önce 2605 ratingli bir Gürcü GM ile berabere kalmıştım ve kazanç kaçırmıştım, Gürcü kızı yensem performansım 2650 olacak büyük ihtimalle IM normunu alacaktım, olur bunlar , maçtan sonra kızın da elini tebessümle sıktım. Hakikaten kısa kariyerime baktığımda hangi maçı oynamak istersin deseler o maç derim. Küçük bir kıza kaybettiğim için değil çok önemli bir maç olduğu için.
Sporha: Hiç Simultane tecrüben oldu mu?
Selim Çıtak : Bursa da Tekzen sponsorluğunda yaptım, 30 kişiye karşı oynadım. Organizatör de Hakkı Taşdemir’di . Tekzen de turnuva yapıldı , dereceye giren 30 çocukla oynadım , turnuva esnasında 10-15 km yol kat ettim , 28 galibiyet 2 beraberlik aldım, zor maçlardı, bazıları korktuğu için hatalar yaptılar, birisi kazanç durumunda berabere teklif etti, konsantre olmakta zordu , veliler fotoğraf çekiyorlar, sürekli fısıldaşıyorlardı. Biraz daha kuvvetli bir gruba oynasam farklı bir durum olabilirdi.
/p>
Sporha: Bundan sonraki planların neler olacak?
Selim Çıtak : Yaza kadar turnuva oynamayacağım, yeni açılışlarla açılış repertuarımı geliştireceğim, benim stilim beyaz da e4 , siyahta Sicilya ya yönelik , stilimde ve oyun anlayışımda bir değişiklik olması lazım. Benim oyun stilim karışıklık üzerinedir, basit oyunlar üzerine kendimi geliştireceğim, sade pozisyonlarda Gurevich’in yaptığı gibi zayıflık yaratabilme sanatı ki bu konuda 1 numara Karpovdur, bu çok ustaca bir şeydir, şu anda sahip değilim ama bunu da oyunuma katmak istiyorum.
2005 de ilk FM olduğumda kaybetmekten hiç korkmuyordum, ratingim 2350 ye çıkmıştı, 100 den 5. sıraya kadar çıktım, Siyah ile bile kendimden güçlü oyuncuları yenmeye çalışıyordum, ki amaç önce eşitlemektir, Camiada bu nedenle bana Deli derler :)
Sporha: Oyun içinde oyun sonunu düşünür müsün?
Selim Çıtak : Oyun ortasında veya başında piyon değişimlerinde oyun sonunu piyon finalini düşünürüm. Oyun sonlarında yapılacakları bilmek çok önemlidir, Kuvvetli bir oyunsonu oyuncusu olduğumu söyleyemem.
Sporha: Okul sonrası düşüncelerin?
Selim Çıtak : Okul bittiğinde ya satranç oynayacağım ya Endüstri mühendisi ya da babamın mesleğini yapacağım. Eğer oyuncu olacaksam Suat Atalık gibi parasal kaygılarım olmaması gerekir, GM olmak şu an benim için çok zor ama imkansız değil. Çalışmak, çok çalışmak ve iyi performans göstermek lazım. Henüz IM bile değilim ve GM olamassam satrancı profesyonel olarak oynamayı düşünmüyorum. Yolum uzun!
Sporha : Başarılar..
Selim Çıtak : Teşekkürler..
Selim Çıtak ın Büyükusta Gurevich ile Ligde yaptığı maçı kendi analizi ile bakabilirsiniz.
Gurevich-Citak