Geçtiğimiz Pazar günü İspanya nın Toro kentinde yapılan
Atletizm de 23 yaş altı Avrupa Kros Şampiyonasında Kemal Koyuncu altın madalya aldı.
Aynı kategorinin pistlerdeki Avrupa Şampiyonu Rus Yevgeniy Rybakov, geçen yılın Avrupa gençler şampiyonu İtalyan Andrea Lalli ve favorilerden İngiliz Andy Vernon Kemal in gerisinde kaldı.
Yarış, çok çekişmeli geçti. Kemal son metrelerde atağa geçerek birinciliği alırken Rus Rybakov ikinci, İngiliz Vernon da üçüncülüğü elde etti.
Kemal i bu başarısı nedeniyle kucaklayıp yanaklarından öperim.
Şimdi bazı konular üzerinde birlikte düşünelim.
Şimdiye kadar 23 yaş altı kategoride yarışan, Avrupa ve Dünya klasmanında dereceler alan atletlerimiz oldu. Bu atletlerin daha iki olimpiyata katılabilme şansları olmasına rağmen, 23 yaşı geçtikten sonra kayboldular.
Bu konunun yetkililer tarafından analiz edilip edilmediğini bilmiyoruz. Biz, sporcuların 23 yaş ve sonrası için neler yapılması hakkında fikir cimnastiği yapalım.
FEDERASYON: Federasyonumuz artık özerk bir kuruluş, başında da değerli bir sporcumuz var. Mehmet Terzi atletlerimize kendi tecrübe ve bilgisi ile çok şey verecek konumdadır. Ülkemizde şampiyon çok zor yetişiyor. Atletler antrenörleriyle birlikte yurt dışı kamplara daha sık gönderilerek Dünya ve Olimpiyat Şampiyonları ile birlikte idman yapıp aynı havayı koklamaları sağlanmalıdır. Yurt dışından uzman eğitmenler getirilerek sık sık seminer düzenlenmeli, antrenörlerimizin idman programları ile karşılaştırmalar yapılmalıdır. Tahsiline devam eden sporcular, bulundukları şehirde mümkün olduğu kadar kampta tutulmalıdır. Türk Atletlerinin en büyük kaybı, yıl içinde az yarışmalarıdır. Sezon açıldığında atletlerin yurt dışında yarışarak form tutmaları sağlanmalıdır. Bilhassa genç atletler ve onları yetiştirenler küstürülmemeli, yakın temas kurularak ailevi ve sosyal durumları ile ilgilenilmelidir.
Unutulmamalı ki, Federasyon binası atletlerin evi, çalışanları kardeşleri, başkan ise manevi babalarıdır.
GENEL MÜDÜRLÜK: Yalnız Atletizm değil, tüm branşlarda Dünya ve Avrupa düzeyinde bilhassa 23 yaş altında başarılı olan ve olması beklenen sporcular için Genel Müdürlük bünyesinde doktor, masör, diyetisyen, psikolog lardan oluşan ayrı bir birim kurulmalıdır. Onlar Federasyonlarla dirsek teması içinde olarak kamplarda görevlendirilmeli, antrenörlerle birlikte hazırlanacak sporcu takip kartı çıkartılmalı, form durumu, psikolojisi, yemeği, kilosu ve periyodik olarak alınacak numunelerle kan durumları bu kart üzerinde takip edilmelidir.
Sesam yalnız sporcu sağlığı ile değil, adele yapısı, kuvvet ölçümü ve artırıcı konularında da hizmet vermelidir. Bu birimin görev ve yetkileri artırılarak daha aktif hale getirilmelidir. yapılmakta olan uygulamanın aksine, görevliler kamplarda seminer vererek sporcu ve antrenörü ile yakın temasta bulunmalıdır.
T.M.O KOMİTESİ: Milli Olimpiyat Komitesi, Olimpik barajı geçen ve geçmesi muhtemel olan sporcuların isimlerini Federasyonlardan alarak antrenörleriyle toplantı yapmalı, Genel Müdürlükçe tutulan bilgi kartları eşliğinde sporcuların son durumları kontrol edilmeli, sporcu ve antrenörleri için kamplarda İAAF ve IOC den istenecek eğiticilerle seminer düzenlemeli, onların morallerinin yüksek tutulmasına gayret sarf edilmelidir. T.M.O orta yaşlar için düzenlediği “yaşam boyu spor” faaliyetleri yerine gündemde olan başarılı sporcular ile ilgilenmelidir.
2006 Dünya fair play, Pierre de Courbertin büyük ödülü Trabzonlu 12 yaşındaki Hilal Coşkuner e Unesco Genel Direktörü tarafından geçen hafta Paris te düzenlenen törenle şilt verildi. Bilindiği gibi Hilal kızımız yarışı birincilikle bitirirken arkadan gelen arkadaşının düşmesi üzerine yarışı bırakarak geri dönmüş ve arkadaşına yardım etmişti. Doğal olarak da yarışı kaybetmişti. Geçtiğimiz Pazar günü de Genel Müdür Sayın Atalay tarafından futbol maçından önce Hilal e gecikmiş olan şiltini verdi. T.M.O geçen yıllarda G.S Başkanı Canaydın a F.B. nin attığı golü alkışlaması nedeniyle fair play ödülü vermiş ve bunun yankıları günlerce sürmüştü. Hilal e de aynı ilginin T.M.O ve Federasyon tarafından gösterilip gösterilmediğini bilmiyoruz.
2004 Atina Olimpiyatlarına hazırlanan Alman Atletizm Olimpiyat Takımı Antalya da moral kampı yapmıştı. Hemen her gün onlarla birlikte oldum. Sporcu sayısı kadar yardımcı ekipleri vardı. Her akşam yemekten sonra bir saat kadar seminer veriyorlardı. Bu seminerde Olimpiyat ve Dünya Şampiyonasından filmler gösteriliyor, sporcuların motivasyonunu artıran etkileyici konuşmalar yapılıyordu. Ayrıca, doktor, diyetisyen, fizyoterapist, antrenörler de sporcular hakkında bilgi alış verişinde bulunuyordu. Kampın son günlerinde Olimpiyat madalyası kazanacaklara, basın karşısında ne konuşması gerektiği, nasıl hareket etmeleri anlatılmıştı.
Hayret ve ilgiyle izlemiştim.
MEDYA: Avrupa Şampiyonu olan Kemal Koyuncu nun şampiyonluğu hakkında hiçbir gazetenin spor sayfasında bir habere rastlamadım. Bu çocuk, Avrupa da onlarca Tv.nin canlı olarak verdiği yarışmada şeref kürsüsünün birincilik basamağına çıkarak altın madalya almış, bayrağımızı göndere çektirmiştir. Biz bunu haber olarak kamuoyuna sunmazsak, sporların anası dediğimiz atletizme nasıl yeni fidanlar ekleyecek, gençliği spor yapmaya nasıl özendireceğiz?
Gazetelerde spor adı altında yazılan yazı ve basılan resimlerin hemen hepsi futbol ve futbolculara ayrıldığından, sayfanın üzerinde yer alan spor kelimesi yerine FUTBOL adı altında başlık atılmalıdır. Okuyucu da ne okuduğunu bilmelidir.
Kemal Koyuncu ve Tüm Atletlere: Uluslar arası yarışlarda Fenerbahçe forması veya başka bir forma ile yarışman çok yanlış. Biliyorum, belli ki uğurlu diye taşıyorsun. Sen artık Avrupa Şampiyonusun. Bundan sonraki yarışlarında seni ve arkadaşlarını Milli Takım forması ile yarışmanı görmek hakkımızdır. Süreyya dan, bir kızdan örnek alın, Milli Formamızla yarışın, başarılı olunca da bayrağımıza sarılarak tur atın. 12.12.07
Aşkın Tuna