Atletizm sporunda dört atma branşı vardır.
Atletizm sporunda dört atma branşı vardır. Bunlar disk, gülle, cirit ve çekiç atmadır. Çekiç, 1.22 metre uzunluğunda tele bağlı çelikten yapılmış ufak bir top şeklindedir. Telin ucunda, sporcunun çekici tutabilmesi için bir halka bulunur. Çekicin ağırlığı 7.257 kg, yuvarlak çevresi 120 mm. dir. Sporcu, korunma kafesi içersinde atışını yapar. Çekiç atma Atletizmin en teknik ve zor branşlarından biridir.
1960 yılı başlarında Türkiye rekoru 52.52 m. ile Sderapulous a (Istanbul da doğan Rum asıllı Türk vatandaşı) aitti. Hemen arkasından gelen isim ise yine Rum asıllı vatandaşlarımızdan Toma Balcı idi. O yıllarda Milli ve Uluslararası yarışmalarda Milli Takımımızı bu iki atlet temsil ediyordu.
Benim teşvikim ile Atletizme ve çekiç atmaya başlayan ve aynı zamanda Lisede aynı sınıf ve sırada oturduğumuz Seyhan Alpaslan, Ankara da bir öğretici olmadığından çekici 48.00 m.nin üzerine atamamıştı. Seyhan, Sderapulous un etkisinde kalmıştı. çekiç atma ile ilgili antrenman bilgilerini ondan alıp aynı idmanı yapmaya çalışırdı.
1960 yıllarının ortalarına doğru Mersin li Nurullah İvak çekici 56.00 m.nin üzerine atarak Türkiye rekorunun yeni sahibi oldu.
Artun Talay işte o yıllarda, Seyhan ve Nurullah la birlikte çekiç atıyordu. Artun, Ankara da yaşadığından Seyhan la birlikte idman yapardı. 1970 li yılların sonunda da 60 metrenin üzerinde atarak Milli Takımın değişmezleri arasına girmişti.
1986-88 yılları Federasyon Başkanlığım sırasında Artun artık antrenörlüğe başlamış, etrafında yıldız sayılan genç çocukları çalıştırıyordu. Stadyuma hangi saatte gitsem, Artun oradaydı. Atletizm sahasında her gün 10 saat kalırdı. Peşinde 25-30 çocukla birlikte yılmadan, usanmadan onlara bir şeyler vermeye çalışırdı.
-“Ağabey göreceksin bak, bunların arasından Türk Atletizminde çığır açacak gençler çıkaracağım” diyordu.
1995 yılında ikinci Başkanlığım sırasında Atun bana her hafta, çalıştırdığı gençlerle ilgili bir dosya getirirdi. Dosyada yer alan 30- 40 sporcunun isimleri, doğum tarihleri ve dereceleri renkli tükenmez kalemle yazılıydı. Bu dosyayı incelememi isterdi.
O zamanlar Çekiç atma antrenmanları hipodromda yapıldığından Artun Hoca ve etrafındaki 20-25 gencin çekiçlerini sürükleyerek hipodruma gidişlerini, 2-3 saat sonra da sahaya yorgun argın dönüşlerini Federasyon binasının penceresinden izlerdim.
2000 li yılların başında Türkiye de çekiç atma branşında beklenen patlama nihayet geldi..
Eşref Apak hemen her yıl Türkiye Rekoru kırıyor, uluslar arası arenada da söz sahibi oluyordu. Balkan Şampiyonluğu, Avrupa ikinciliği, Dünya gençler Şampiyonluğu ve onlarca Türkiye Rekoruna imzasını atıyordu.
Tabii onun arkasında Artun hoca vardı.. Birlikte tam bir uyum içinde çalışıyor, rekorlar alt üst oluyordu. Artun hoca yıllardır ektiğini, biçmeye başlamıştı. Çalıştırdığı 30-40 kişilik listeden elene elene Eşref çıkmıştı.
2004 Atina Olimpiyat Oyunlarında Eşref Apak, çekiç atmada bronz madalya alırken, Atletizme 1948 yılında üç adım atlamada Ruhi Sarıalp ten sonra alınan ikinci madalyayı hediye ediyordu.
Eşref 2005 yılında da 81.45 m. atarak Türkiye Rekorunu yenilerken aynı zamanda Dünya çapında bir derece elde ediyordu. Bu başarıların arkasında Artun Talay vardı.
Atina Olimpiyatlarındaki bu eşsiz başarıdan sonra Artun hoca hiç beklenmedik bir çıkış yaparak “benden bu kadar.. Eşref i bundan sonra, benden daha bilgili bir antrenör çalıştırmalı, Pekin Olimpiyatlarına Eşref i yeni antrenör hazırlamalı” diyordu.
Bu cümle, Türkiye için çok yeni ve şaşırtıcıydı. Öyle ya, çalıştırdığı insan Olimpiyatlarda Türkiye ye bronz madalya kazandırmıştı. Artun bunun keyfini ve parsasını toplayacağına Eşref ten ayrılmak istiyor, hatta yabancı antrenör isimleri de vererek Federasyonu ve kamu oyunu buna hazırlıyordu.
Artun un Eşref ten ayrılmak isteği futbol yazarları tarafından bir nevi özveri olarak değerlendirildi, takdir edildi.. Hatta bu tutumu nedeniyle, Polonya da yapılan bir törende kendisine Dünya Fair Play şeref diploması ödülü verildi.
Ancak bu "özveri" Türkiye ye pahalıya mal olacaktı.
Artun Hoca nın istediği oldu. Belerus tan çekiç atma antrenörü Konstantsin Astapkovıch getirildi..Eşref le 4 yıl çalıştı..Pekin Olimpiyatlarına o hazırladı..
Sonuç maalesef beklenilen gibi olmadı.
Atletizmde sporcu antrenörleri, futboldaki teknik direktörler gibi değiştirilemez.
Atletizmde bire bir –atlet, antrenör- ilişkisi vardır. Bu birliktelik küçük yaşta, Atletizme ilk adım atışta olur.. O zaman her iki taraf –ister yabancı antrenör, ister Türk antrenör olsun- birbirlerini çok ama çok iyi tanıma fırsatı olur. Yetişkin bir atletin, başka bir antrenörle yola devam etmesi Atletizm de çok ender rastlanır. Yeni antrenör sporcusunu tanıyıncaya kadar yıllar, yıllar geçer. Yani olay, Futboldaki teknik direktörlükten çok farklıdır.
Şimdilerde, Eşref bir aydır yine Artun Hoca ile çalışıyor..
İkisine de Pekin de başarı dilemekten başka ne diyebiliriz ki..
AŞKIN TUNA