Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti 85 yaşına giderken
Onun cumhuriyeti kurarken düşündüğü ideallerinin ne kadarını gerçekleştirdik?
Hep beraber bir analiz yapalım..
O kendi köklerini araştırdı , Türkiye deki uygarlıkların yaşam sürdüğü bölgeleri ziyaret eder ve
Bu çabaları yerinde desteklerdi. Atatürk Çorum daki Hititler o zamanki adıyla Etiler in
Başkenti Hattuşaş ve Alacahöyük bölgelerini bilfiil ziyaret etmiş , 1930 lu yıllarda uçakla
Resimlerini çektirmişti. Aradan 80 yıl geçti , Hattuşaş ve Alacahöyük de Almanların özel alakası ile yaptığı
Kazılar dışında bir çaba yok. Atatürk ün çabalarıyla çekilen 1930 lu yıllardaki resimler bölgedeki müzede
Aynen duruyor , 80 yılda yenilerini yanına koyamamışız.
O kendi dilini araştırırmak için Türk Dil Kurumunu kurdu, Türkçe ile olan ilgisini araştırmak için Meksika ya Tahsin beyi büyükelçi atayıp ,
Aztek – Maya dilleriyle olan benzerlikleri araştırmasını istemişti. Tahsin bey , Maya dilleriyle bulduğu pek çok
Ortak kelime sonrasında Mayatepek soyadını almıştı. Tepek sözcüğü Maya dilinde de Tepe anlamına geliyordu.
O kurduğu sanayi sanayi kuruluşlarına şu isimleri vermişti. Türkiye İş Bankası , Sümerbank , Eti Bank..
O Türkiyenin kendi sanayisine sahip olmasını , kendi silahını , makinesini kendisinin yapmasını istemişti.
Türk Hava Kurumunu 1925 de kurdu , planör üretümini başlattı. 1928 de Kayseri de Almanlarla ortak Uçak tesisi kurdu
O tesis daha sonra Almanların çıkmasının ardından ,uçak üretimine devam etti.
Onun ölümünden sonra bütün uçak üretimimiz durduruldu.
Türkiye nin resmi haber ajansı olan Anadolu ajansını kurdu. Medyanın , haberciliğin önemini ,
İşin aslını öğrenmenin , kaynağına inmekten geçtiğini biliyordu. Türkiyenin uygarlaşmasının sadece
sanayiyle ekonomiyle değil Bilime, Sanata ve Spora önem vermesiyle olacağına inanıyor ve bu yönde de halkına
örnek oluyordu.
Uygarlığın en büyük işaretlerinden Demiryolu ve Deniz yolları ağları için 1929'da Devlet Demiryolları ve Limanları Umum Müdürlüğünü kuruyordu.
Yıl 2008 şimdi günümüze geliyoruz. Uçağımız , trenlerimiz , otomobillerimizi ya dışarıdan alıyoruz yada burada lisansla üretim yapıyoruz.
Neredeyse bütün insan ve mal taşımacılığı karayoluyla yapılıyor. Antalya ya , İzmir e hatta Ankara ya gitmek için tren diye bir seçenek akla en son sırada geliyor..
Ankara ya 2 saat uzaklıkta Alacahöyük , Hattuşaş öksüz kalmış , her yıl çok uzakdan gelen Japon Presinden başka gelip giden yok.
İstanbul a açılan lüks alışveriş merkezlerinde Türkçe isimli dükkan bulmak ise beyhude bir çaba.. İngilizce ile eğitim yapmak okullarda en büyük tercih sebebi.
Kendi uydumuzu sipariş üzerine yaptırıyor ve uzaya attırıyoruz.
Nasa nın , Japonya nın , Rusya nın uzayla ilgili çabaları “aaa adamlar yapmış “dan öte bir tesir bırakmıyor.
Bu işlerle uğraşması gereken , bilim yapmakla , Türkiye nin bu alandaki sorumlu kurumları Üniversiteler ,
İnsanların kafalarının içinden çok dışıyla uğraşmaktalar
Ekonomimiz Borsa diye bir sarmala dolanmış. Borcu borçla kapatan bir ekonomide siz sabahtan akşama kadarda
Ekonomi konuşsanız çabalar yetersiz kalıyor. 10 yıllardır ürettiğimiz milli gelir faiz sarmalında yok oluyor.
Özel sektörde 400 milyon maaşa sigortasız insanlar çalıştırılırken ,
Memur olmak için başvuranları stadyumlar almıyor. Halkının sorunlarını çözmekle sorumlu devlet dairelerine vatandaş
İşi düşmesin diye dua ediyor.
Ulusal kanallarımızın Haber bültenleri birbirinin kopyası ve ajans muhabirliğinden öteye geçmiyor.
Haberle alakası olup olmadığı belli olmayan görüntüler ve üç beş satırlık kaynağı belirsiz sözler , magazinler haber diye sunuluyor. Oysa İngiliz kanalı BBC yi izlediğinizde haberciliğin ne olduğunu anlıyorsunuz.
Patlama oluyor , 22 kişi ölüyor , ölenler sigortasız , işyeri ruhsatsız üç gün sonra her şey unutuluyor.
Sorumlu aramayın çünkü yok..
Türk Sporu artık Türk Futbolu haline gelmiş , Sporun temel branşları Atletizm, Cimnastik ,
Yüzme gibi sporlar kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışan , kişiler dışında yok olmaya gidiyorlar.
2008 Türkiyesinde Masa Tenisinde Avrupa Şampiyonlar Ligini kazansanız da , Alex in gribe yakalanıp antrenmanda öksürmesi artık çok daha önemlidir..
Bu manzara karşısında şimdi kendi kendimize bir soru sormamız lazım. Kandırılıyor muyuz?