12 Aralık 2007 tarihli gazetelerin spor sayfalarında Süreyya Ayhan ın
iki satırlık savunmasını avukatı aracılığı ile Atletizm Federasyonuna verdiği haberi yer aldı.
Süreyya, "doping aldığım konusunda yapılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Ayrıca oturumlu duruşma talep ediyorum” diyor.
Süreyya, savunmasını duruşmalı olarak yani, kendisinin de kurula katılarak doping olayını şifahi olarak anlatıp, avukatları ikna etmeye çalışacak.
Federasyonun da önümüzdeki günlerde Süreyya nın savunmasını ceza kuruluna sevk edeceği bildiriliyor.
Atletizm Federasyonunda disiplin Kurulu diye bir birim ilk kez bu Federasyonun özerk yapısı içinde yer aldı. Bu durum herhalde Federasyonun özerk olması nedeniyle yönetmelik gereği zorunlu olarak kuruldu.
Bundan önceki hiçbir Başkanın aklına Federasyon bünyesi içinde disiplin kurulu diye bir birim oluşturmak gelmemişti.
Federasyonların görevi, sporcuyu başarıya iletmek, sporcunun da hedefi başarıyı yakalamaktır. Başarıya giden yollarda sporcuyu motive edecek bir kurul düşünülmüyor ama ceza kurulu oluşturulabiliyor.
Kurulun görevi atletlere ceza vererek disipline sokmak. Bu önemli kurul üyelerinin hepsi avukat. Belki de hepsi ceza avukatı. Sporla veya atletizmle ilgi dereceleri nedir, ne zaman başlamıştır, bilemiyoruz.
Bir tarafta 5 avukattan oluşan federasyon disiplin kurulu,
Diğer tarafta, Türk Atletizminin gelmiş geçmiş en büyük yıldızı.. Dünya kupası sahibi, Dünya ikincisi ve Avrupa Şampiyonu Süreyya Ayhan..
Yanında Türk Atletizminin en büyük yıldızını yetiştiren antrenör Yücel Kop.
Ceza kurulunu oluşturan beş avukatın yanında, Üniversitelerin Spor bölümlerinde görev yapan bir öğretim üyesi ile, 15-20 kez milli formayı giymiş bir atletin de bulunması gerekir diye düşünüyorum.
Yıllardır sporumuzun içinde bulunan, yüzlerce öğrenci yetiştiren, bu konuda ilim sahibi, Hacatepe Üniversitesi Spor hekimliği ana bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Haydar Demirel, Hürriyet Gazetesinde 8 aralıkta çıkan yazısında şunları söylüyor.
"Sporcuların aldığı destek maddelerin (vitamin, protein tozu) hammaddesinde doping olmasa da bu maddelerin yüzde yirmisine yakınında doping maddesine rastlanmaktadır. 600 cıvarında destek maddesi bulunmaktadır. Bunların üzerinde yazmasa da, doping maddesi bulunma olasılığı fazladır. Bunları üreten firmalar dopingli maddeyi bazen bilinçli koyuyorlar. Bazen de aynı fabrikada doping imal edildiği için destek maddelerine dopingli madde bulaşabiliyor. Bu nedenle her dopingli çıkan sporcu suçlu sayılmaz.
Sporcuların yediği yiyeceklerden (et ve tavuk gibi) de doping maddesi çıkabileceğine işaret eden Demirel, hayvanlar yetiştirilirken, et verimini artırmak için doping maddesi kullanıldığı, sebzelerde de aynı şeyin geçerli olduğunu, bu nedenle sporcuların yedikleri et ve sebzelerden de dopingli madde alabildiklerini ifade etti.
Süreyya Ayhan da doping maddesi çıktığı için adeta linç edildiğini vurgulayan Demirel, "Bana göre Süreyya Ayhan suçlu değil. Doping maddesi çıktı ama, onun söyledikleri göz önüne alınmadı. Ayhan ın doping maddesi almaması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Süreyya Ayhan da stanozolol ve methandienon doping maddeleri çıktı. Stanozolol kuvvet verir ama methandienon hiçbir işe yaramaz. Bu madde vücutta su tutar, alyuvarlar yapımını engeller. Akıllı bir kişinin o maddeyi alması imkansızdır. Köln doping merkezinin yaptığı araştırmada da destek maddelerinden dopingin sıklıkla bulaşabildiği ortaya çıkarıldı. Bu nedenle Süreyya Ayhan a destek verilmeli, aldığı ilaçlar analiz edilmeli. Aynı olay Halil Mutlu da da yaşandı. Mutlu nun doping maddesine ihtiyacı yok. Süreyya Ayhan ın ve Halil Mutlu nun isteyerek doping aldıklarına inanmıyorum.
Demirel, Halil Mutlu ve Süreyya Ayhan gibi sporcuların kolay yetişmediğine işaret ederek, "bu gibi sporcular kolay yetişmiyor. Devlet üst düzey sporcuların kullandığı destek maddelerinin ve yiyeceklerinin analizini yapmalıdır. Hollanda bunu yapıyor. Bu gibi sporcular bilmeden doping maddesi alabiliyor. Bu duruma düşmelerine izin verilmemeli" diyor.
Türkiye, bundan sonra Süreyya gibi bir yıldızı yetiştirebilirmi mi, yetiştiremez mi?
Bu konuda şüphem var.
İnşallah yetiştirir..
Ama arkadan gelen atletler "Süreyya ablamız ismini dünyaya duyurdu da ne oldu?" diye düşünürler mi,
Onu da bilemem..
Disiplin Kurulunun, çığırtkanları memnun edecek bir karar almadan önce, bu konularda uzmanlaşmış bilim adamlarının da görüşlerini alarak spor severleri tatmin edecek bir sonuca varacaklarına inanmak istiyoruz.
Sonucu merakla bekliyoruz.
AŞKIN TUNA